Anasayfa > Öteki Yazılar > Kapı Aralığından 5 > ZİKİR MEDENİYETİ

ZİKİR MEDENİYETİ

Mebzul miktarda dillendirilen fakat bilgisine ve tasavvuruna henüz nail olunamayan "medeniyet" olgusu, Müslümanlarca inşa olunmak imkanına kavuşsa, acaba adı ne olurdu?

Böyle bir medeniyeti inşa edecek Müslümanların; kavi bir iman ve teslimiyete, firaset ve basirete, adalet ve cesarete, derin ve temiz akıla, sahih ve etkin bir ufuk ve perspektife, kulluk ve dava bilincine sahip olmaları gerekir.

Bunların lazım şartı ise itminana ermiş, diri bir kalbe sahip olmaktır.

Rad.28 - "Bunlar, iman edenler ve kalpleri Allah'ın zikriyle mutmain olanlardır. Haberiniz olsun; kalbler yalnızca Allah'ın zikriyle mutmain olur."

Bu medeniyetin her hal ve unsuru, "zikr" yani hatırlatan şey olmalıdır. Her hal ve unsur; bakınca, işitince, muhatap olunca Allah'ı hatırlatmalıdır.

Bana göre böyle bir medeniyet projesi yapılsa, ismi; " ZİKİR MEDENİYETİ " olmalıdır.

Bu medeniyette "müminler" hormonsuz ve doğal olmalılar ki, yüzlerine bakınca Allah hatırlansın.

Camiler, içlerine girince, Allah'ı hatırlatan mekanlar olmalıdır.

Ekonomi ve ekonomik faaliyetler; üretim/şükredicilik, paylaşim/infak üzerine oturmalı ki, Allah'ı hatırlatabilsin.

Mutlaka olması gerekmiyor fakat olursa, bankalar, içlerine girince Allah'ı hatırlatan kurumlar olmalıdır. İnsanlar bankalara, tasadduklarını yatırsınlar; bunlar da infak organizasyonları yapsınlar.

Mimarlar, öyle ev ve mekan tasarımları yapsınlar ki; insanlar buralarda, kendilerine yabancılaşmasınlar, Allah'ı hatırlasınlar ve hiç unutmasınlar.

Bunun için herhalde, tasarım kriterlerinin, mekan ölçeklerinin, ilişki biçimlerinin; insan fıtratı verileri ve varlığın fitri anlamı çerçevesinde belirlenmiş olması gerekir.

Çevre, yerleşim birimleri ve şehirlerin, mutlaka Allah'ı hatırlatması lazımdır.

Tasarımlar, Allah'ın yarattığı fıtrat ve fıtrat ilişkileri paralelinde olmalıdır. Hevayı ilah edindiren çevre ve mekanlar değil, Allah'ı hatırlatan çevre ve mekanlar tasarlanmalıdır.

Adaletten ve estetikten yoksun olmamalıdır.

Aynı zamanda, hem mahremiyeti, hem de sosyalliği sağlamalıdır.

İnsanların birbirleriyle ve diğer yaratıklarla ilişkilerini, fıtrat üzere kurabilmelerine imkan tanımalıdır.

Herşey, insan ve doğal hayat ölçeğine uygun olmalıdır.

Tüm varlık, olgu, oluş ve ilişkinin fıtri hukukunu korunmalıdır ki, bu çevre ve mekanlarda yaşarken, Allah hatırlanabilsin.

Orada, devletin ruhunu, adalet ve hikmet; ağırlıklı faaliyetlerini, iyiliği emredip, kötülüğü yasaklamak oluştursun; insanların aklına devlet gelince, korkmasın, ürkmesin, Allah'ı hatırlasın.

Kula kulluk edilmesin, sadece Allah'a kulluk edilsin ki, insanlar Allah'ı hep hatırlasınlar.

İnsanların yedikleri ve beslenme kültürleri, fıtratlarına uygun olsun; Allah'ı, ihtiyaç sahiplerini ve kendilerini unutmasınlar.

Ürettikleri kültür, tüm beyanları, dinledikleri müzik, okudukları kitaplar mutlaka Allah'ı hatırlatsın.

Fıtrat üzere doğan çocuklar; fıtratlarına uygun yaşayan gençler ve fıtratları üzerinde yaşamış ihtiyarlar olarak hayata devam edebilsinler ki, insanların hayatı zikir kıvamında olsun.

Hiç bir kişi ve kurum bunu engellemeye tevessül edemesin ki, insanların, Allah'ı hatırlamak hakkına ve mecburiyetine ket vurulamasın.

İnsanlar israf etmeyip, üretsinler. Boş işlerle ve sözlerle iştigal etmesinler, kalplerini şeytan işgal etmesin ve Allah'ı hatırlamaktan geri kalmasınlar.

Bu medeniyette yaşayanlar daima; adaletin, merhametin, güzel ahlâkın, sevginin, hikmetin havasını teneffüs etsinler ki, hep zikir hali üzerinde olsunlar.

Buranın atmosferinde bencillik olmasın ki, diğer virüsler yaşayamasın.

Buradan binlerce kilometre uzaktaki bir mazlum, bir mümin; buradaki kurmay odaların da kendi hukuklarının ve güvenliklerinin de hesaba katılarak plan yapıldığından emin olsun ki, onların ve hepimizin kalpleri mutmain olsun.

Zikrin temel kaynağı ile zikre vesile olan semboller, ritüeller, ilişkiler ve usullerin; fıtrattan bir bölüm ve hayatın normalitesi olarak bilindiği bir dem de, itmanın tahakkuku kolaylaşacaktır.

Ahiret filtresinden, dünya ya bakılsın ki, Allah'ı unutmak mümkün olmasın.

Elbette bunları düşünecek, isteyecek, tasarlayacak, planlayacak, uygulayıp-mücadelesini verecek, inşa edecek, yönetecek ve savunacak olanların da kalplerinin, Allah'ın zikri ile mutmain ve dirilmiş olması gerekmektedir.

Hayatın her anında ve alanında, hevanın isteklerini hatırlatan bir atmosferde yaşayanların; bu medeniyet kodlarının olmazlığına ve hayali olduğuna dair laflarını ciddiye almamak lazım. Zira onlar, Allah'ı gereği gibi tanımıyorlar.

Büyük hayat hedeflerine ilişkin asıl kavram; "HAYATIN İNŞASI" olmalıdır. Zira bu kavram bütüncül ve bütün anlarda fonksiyonel olandır.

İlla, bir medeniyet tasavvurundan bahsedilecekse, bunun adı ZİKİR MEDENİYETİ olmalıdır. Bütün gereklilikler ve süreçlerin de bu isimle uygun biçimde geliştirilmesi şarttır.

 
 

Copyright 2019 - İnşa Enstitüsü

netnet.com.tr