Anasayfa > Öteki Yazılar > Kapı Aralığından 1 > ZOR İŞLER

ZOR İŞLER

İnsanlarda, akarsular gibidirler. Ulaşmak için sürekli akmaya çalıştıkları bir denizleri; akış mecraları ve rotaları vardır.

Suların, denize doğru, asli ve doğal mecralarında, uygun debi ile akabilmelerinin insanlarda karşılığı, fıtratlarına uygun yaşayabilmek demektir.

Bu durumda hep temiz kalırlar. Çünkü kir ve pis, akış süresinde yüzeye çıkar. Köpük hafifliğinde olduğu için, derin akış debisine ulaşamaz ve temizden ayrılmak zorunda kalır.

Suyun pislenmesi ve ölümü, akışın önü kesilince başlar. Akan suyu, sirkülasyonsuz bir havuza yada beslenmesiz bir gözeye alırsanız; burada yosunlaşma başlar. Yapraklar ve topraklar birikir. Kurbağalar gelir. Artık suyun rengi, tadı, kalitesi değişmiştir.

Mecrasında, doğasına uygun akan su bereketler getirir. Önü kesilen, mecrası ile oynanan su bir gün felakete neden olabilir.

İnsanda bu su gibidir. Mecrasında ve fıtratına uygun akabildiği sürece; tatmin içerisindedir ve itminanına ulaşmaya çalışmaktadır. Şükredici ve üreticidir. Adaletli ve merhametlidir. Umutlu ve çalışkandır. Sorunlarını çözebilmek imkanına sahip olur.

Eğer önü bir biçimde tıkanırsa! İşte bu durumda insan, akışı durmuş ve kirlenen suya benzer.

Akış, arınmayı; duruş, kirlenmeyi sağlar.

Bu tablo bizim kendimize ve insana ilişkin temel tasavvurlarımızdan birisi olmalıdır.

Eğer kendimizde beğenmeyip, öfkelendiğimiz bir hususu bu tasavvur içerisinde ele alırsak, ortaya çıkan durum;" akışın önü kesilmiş ve pislenme başlamış " demek olacaktır.

Bu halde yapılacak şey; öfkelenmek, suçlamak, eleştirmek, yargılamak, ümitsizlik, acizlik şeklinde tezahür etmeyecektir. "Akışın mecrasını tıkayan bir şey var ve açılması gerekiyor" hedefine kilitlenmek olacaktır.

İstediğimiz gibi davranmayan; haksızlık ve sorumsuzluk yaptığını düşünüp, bizi öfkelendirenlere karşı da aynı tasavvur çerçevesinde bakmayı başarabilmek durumunda; eleştirmek, suçlamak ve yargılamak yerine; "akışının önü kesilmiş, eğer açılırsa o zaten kendi adına fıtratının gereğini yerine getirebilecektir" düşüncesi ile sabırla, duayla, fiilen destek olmaya çalışmak, işe yarar bir tutum olacaktır.

Bu tasavvurun; hangi durum ve pozisyonda olursa olsun herkes için bir bakış açısı, tutum ve yaklaşım sağlaması durumunda; önce kendimizden başlayarak, hepimiz için inşa edici sonuçlar doğuracağı muhakkaktır.

Bunun istisnası; akışların önünü kesen ve doğal mecraları değiştirenlerdir. Bunlar; ahmakça ve cahilce böyle davranabilirler. Ya da bile, isteye bunu yapabilirler. Sonuçta ahmak ve hain aynı zararı verir. Her ikisi ile de bundan vazgeçene kadar mücadele edilir. Ancak hain aynı zamanda düşmandır.

Kolay mı? Yanlış, hatalı, sorumsuz vb. Davranış sergileyip, canını yakıp, öfkelendiren insanlara karşı; "bunların akışlarının önü kesilmiş, bu halin nedeni budur, engeli kaldırıp, akışına devam etmesi için sabır gösterip, destek olmak lazım" akliyeti ile yaklaşabilmek.

Bunlar zor işler. Öfkelenmenin, eleştirmenin, yargılamanın, suçlamanın; beleş, işe yaramaz ve zehirli lezzeti yanında.

Kendisi akmaya devam etmek için; bunun önünü kesen her engeli kaldırmak için mücadele edenlerin dışındakilerin bilip, anlayacakları ve güç yetirebilecekleri bir husus değildir.

Bu konu sadece lafazanlığı yapılınca tahakkuk edecek bir hususta değildir.

Böyle bir tasavvurun fiili inşası ve tahakkuku için ciddi mücadele etmek iktiza eder.

Akışın önünü kesen genel, özel ve öncelikli engellerin bilinmesini ve artık engel olmayacak, akışın tekrar başlayacağı ana kadar, bu engelin kaldırılmasına odaklanmayı icap ettirir.

Zira her bir engel kalkınca, akış devam edecek, tatmin, güç, imkan, umut gelişecek ve diğer engelin aşılması daha kolaylaşacaktır. Böylece akış güvencesi sağlanabilecektir.

Bunlar görece olarak zor işlerdir.

İsterseniz bu hususa ilişkin, hemen yapmaya başlayabileceğiniz; bir çok sorunu ortada kaldırmaya, bir çok ihtiyacı gidermeye ve pek çok hayrın tahakkukuna vesile olacak bir öneri sunayım.

Bu öneri, deneyenler ve sabredenler için; hayatın aslisine, fıtratına, temel hukukuna dair olduğuna ilişkin net bir tasavvur sağlayacaktır inşallah. Denemeyenler için tükettikleri diğer değer ve anlamlardan birisi olarak kalacaktır. Onlar, üzerinde konuşup, yapmayacakları şeyleri aramaya devam edeceklerdir.

Şu andan itibaren; ilişkide bulunduğunuz, yönettiğiniz veya üzerinde tasarrufunuz olan insanlara; diğer kimliklerinin hepsinin önünde sadece "Allah'ın Kul'u" olarak bakmaya çalışmanızı öneriyorum. "Biz zaten böyle..." itirazlarınızı bir kenara bırakın. Mesela çocuğunuza, oğlunuz, kızınız gibi değil de, Allah'ın kulu olan bir insanla muhatap oluyor psikolojisi, değeri ve saygısı içerisinde bakmayı deneyin.

Yönettiğiniz insanlara; işçiniz, memurunuz, tebanız gibi değil de, Allah'ın kulu olarak bakmayı deneyin.

Anlaşılması açısından bir örnek vermek istiyorum. Bir kralın çocuğu ile bir vesile karşılaşsanız; ilişkinizin niteliği, her gün birlikte olduğunuz insanlardan farklı olacaktır. Ya da bir devlet başkanına olan tutumunuz, saygınız sıradan olmayacaktır. Bunların nedeni, o kişinin doğrudan veya dolaylı pozisyonu, otorite ve güçle ilişkisi ve bunların ona sağladığı özel hukuk ve hürmet açısındandır.

Allah'ın kulları, kul oldukları otoriteye nazaran, mukayese edilemez biçimde temel hürmet ve hukuk sahibidirler. Bu durum indi yorumlara tabi tutulup, değiştirilemeyecek bir kesinliktedir.

Eğer insanlara; "Allah'ın Kul'u" perspektifinden bakmayı başarabilirsek; ilişki ne olursa olsun; anlamı, sınırları, ölçüleri, değerleri, kriterleri, hukuku, özgürlük boyutu, usulleri vb. Allah'ın yaratılışta, fıtratta belirlediği hükümler çerçevesinde olacaktır.

Eğer bunu başaramazsak ilişkinin mahiyeti; ikincil kimliklere ( eş, çocuk, çalışan, teba, dost vs. ) kendi yüklediğimiz anlam ve hükümler çerçevesinde tahakkuk edecektir.

Akışın önünü tıkamamak, engellerin ortadan kaldırılmasına destek olmak, öncelikle insanlara "Allah'ın Kul'u" birincil kimliği ile bakabilmekle mümkün olabilir.

Bir başka önerimde şu olacaktır.

Şu andan itibaren, ilişki ve işbirliği içerisinde bulunduğunuz; onları yönetmek ve farklı tasarruflarda bulunmak imkanına haiz olduğunuz hiçbir insana karşı "Rablaşmayalım", bu tasarruflarımızı, "kul-kul, insan-insan" ilişkisi içerisinde gerçekleştirelim.

Rablaşmak ve kul olmak kavramlarının, hayata tekabül eden anlam içerikleri ve fonksiyonlarının net farkında olmayanların hemen itiraz edecekleri yada itibarsızlaştırmaya çalışacakları bir durumdur bu öneri.

Aradaki temel fark şudur.

Rabb olan Allah'tır. O, mutlak otoritedir. İnsana dair bütün birincil hükümleri O belirlemiştir. O'na kul olan insanlar; kendi ilişki, yönetim ve tasarruf alanlarında; Allah'ın belirlediği birincil hükümler çerçevesinde kendi ikincil yani; karar, tasarım, uygulama ve sistem hükümlerini belirler. İlişki, yönetim, uygulama ve tüm tasarruflarını bu çerçevede gerçekleştirirler.

Bu durum bir "insan-insan, kul-kul" ilişkisini tarif eder.

Eğer; eş, ebeveyn, arkadaş, yönetici, devlet başkanı vs. Birincil hüküm belirlemeyi de kendi yetkileri altında görürlerse, bu duruma "Rablaşma" denilebilir.

Emanetinize verilmiş bir çocuğa mülkünüz gibi bakarsanız; çocuğun temel özgürlük ve hukukunu, bilerek veya bilmeyerek, siz yeniden belirleyebilmeye cüret edebilirsiniz. Bu durum bütün çerçevede, yeniden yetki belirlemek hakkına sahip olunduğu zannınıda oluşturabilir.

Bunu bütün pozisyon, ilişki, yönetim ve tasarruf alanlarına irca edebiliriz.

Öneriyi tekrarlıyorum. Her nerede, hangi konumda ve durumda isek; "Rablaşmaya çalışmayalım."

Son önerim ise "merhametli olalım."

İlişki içinde bulunduğumuz her kimse; size göre olumsuz ve sorumsuz bir tutum içerisinde ise; eğer sizin bakış açınız ve ölçüleriniz de sahih ise; bu durumda "karşıdakinin akışı bir biçimde tıkanmış; açamıyor, aşamıyor, yalpalıyor, yanlış yapıyor" diye bakabilmek, merhameti sağlayacaktır.

Merhamet; sabrı, desteği, işbirliğini mümkün kılacaktır.

Eğer engel ortadan kalkarsa, akış yeniden başlarsa; doğru yapan, dost, işbirliği yapabileceğiniz ve akışına destek olduğunuz bir insan ve ilişki gelişecektir.

Bu tasavvur, tutum ve insanlarla birlikte fıtrata uygun bir hayatın inşası için mücadele ve işbirliği yapabilmek imkanına sahip olabiliriz.

Önerilerimi herkes için tekrarlayayım;

İnsanlara öncelikle birincil kimlikleri olan; " Allah'ın Kul'u " gözüyle, hürmetiyle ve muhabbetiyle bakalım.
Rablaşmayalım.
Merhametli olalım.

Görece olarak, zor işlerden olduğunu bilerek teklif ediyorum. Zira akış mecralarımızın değiştirilmemesi; akışların önünün kesilmemesi, engellerin kaldırılması ve akış güvenliğinin sağlanması buna bağlıdır.



 


Copyright 2019 - İnşa Enstitüsü

netnet.com.tr