Anasayfa > Öteki Yazılar > Kapı Aralığından 6 > 2020 YILINDA TEBLİĞ VE DAVET ZARURİ Mİ? BEYHUDE Mİ? -1-
2020 YILINDA TEBLİĞ VE DAVET ZARURİ Mİ? BEYHUDE Mİ? -1-
 
Tebliğin farklı anlamları olmakla birlikte İslami terminolojide karşılığı; fıtri hakikatlere ilişkin bilgilerin insanlara ulaştırılması, insanların bunlar hakkında farkındalığa sahip olması için gösterilen çabadır. Davet ise bu hakikatler çerçevesinde bir anlayışa, hayata ve bunların Rabbine teslim ve taraf olmaya dair bir çağrı ve tekliftir.
 
Vahyin başlangıcında net bir farklılık ve ayırım söz konusu olduğu için, İslam'ı din olarak kabul edenler, bu dinin içerdiği anlamları ve önerileri insanlara tereddütsüz iletiyorlar; insanları ilahı birlemeye, hakikate taraf olmaya davet ediyorlardı.
 
Sene 2020, insanların bir bölümü, Kitaba, Peygambere, tarihe, tecrübelere ve bugüne dair, neredeyse bütün bilgilere ulaşabilmek imkanına sahipler. Üstelik din olarak İslam'ı kabul ettiklerini ortaya koymuşlar ve Müslüman ismi ile anılmaktadırlar. Bu isme sahip olanların tamamı; Rabbe kul, hakikate taraf olduklarını da savunmaktadırlar. Yani asgariden bu kesimde, tebliğ ve davet ihtiyacı yoktur ve beyhudedir denilebilir mi?
 
O zaman tebliğ ve davet, kendisini Müslüman olarak tanımlamayanlar için mi söz konusu edilmelidir?
 
Durum gerçekten böyle midir?
 
Kendisini Müslüman olarak tanımlayanların neredeyse tamamı; dinin tarifi, fonksiyonları, kaynakları, teklifleri, usulleri, genel çerçevesi ve benzeri hususlarda gruplar halinde birbirlerinden ayrışmaktadırlar. Bu ayrışma bazen ötekilerin din anlayışlarının İslam'a uygun olmadığı iddialarına; bazen de farklı usullerle çatışmalara dönüşebilmektedir.
 
2020 yılında, kendilerini Müslüman olarak tanımlayanların ortak paydalarından birisi de; dinin, hayatın mahiyetini bütüncül olarak belirleyen ve hayatı inşa eden bir fonksiyona sahip olduğu anlamı üzerinden tarif edildiği bir anlayışa ve pratiğe sahip olmamalarıdır.
 
Bu nedenle; "Müslümanların"; hayatı, fıtratın anlam ve hükümleri ile sürekli inşa edebilecek sahici bir iddiaya, bilgiye, formasyona ve gündeme de sahip olmamalarıdır. 
 
Bu sebeple de hayata bütüncül fıtri bilgiler çerçevesinde etkin müdahale edemeyip; kısmî etkiler, eklemlenme ve azamiden retorik üzerinden dokunmalarıdır.
 
Aslında hayatı bütüncül ve sürekli olarak, fıtrat hükümleriyle inşa etmek esasına ve teklifine sahip olan İslam dininin çağdaş müntesiplerinin bu durumda olmamalarının temel nedeni; İslam'a taraftarlık iddiasının, gerçekte İslam'dan mülhem doktrinler ya da ideolojilere taraf olunması ile tarif edilebilir.
 
Gerçekte bu din-insan-hayat ilişkisinin doğasına aykırı değildir. 
 
İslam dini, insan fıtratına ilişkin mahiyet bilgisine haizdir. Yani zaman ve zemine bağlı olmayan genel ve daimi çerçeve bilgisine. Oysaki hayat; zaman, zemin ve koşullarla tarif edebilecek bir olgudur. Bu nedenle herhangi bir zaman, zemin ve koşulda; İslami yani insan fıtratı eksen ve çerçeveli hayat inşa etmenin lazım şartı; İslam dininden mülhem bir doktrin oluşturup, bu çerçeveden durumları okumak, anlamlandırmak, geliştirilecek strateji ve usullerle karar ve davranışları ortaya koyabilmektir. 
 
Din, her durum ve şartta sabit kalırken, durumlar ve koşullar değiştikçe doktrin dinamik olarak güncellenmek zorundadır. 
 
Durum ve koşullar değişip de doktrin güncellenmemişse; takip ve taraf olunan doktrine, velev ki İslam dense bile; cari durum karşısında bu doktrinle, fıtri hükümlerle, bütüncül bir hayatın inşası mümkün olmayacaktır. Bu halde Müslümanların parçacı, etkisiz ve eklektik yaklaşımları kaçınılmaz olacaktır. 
 
İslam'ın iddia ve teklifinin, insan fıtratı çerçevesinde ve bütüncül olması; bunun sonuçlarının da bireysel ve toplumsal itminan olması gerçeği; insanların, İslam'dan; bilgi ile ya da sezgisel olarak, fakat doğal, beklentilerini oluşturmaktadır. 
 
Eğer ismi İslam olan doktriner yaklaşımlar bu beklentileri sağlayamıyorsa, bu durum; farkındalığı zayıf, akledemeyen toplulukların; İslam'ı, hayatı fıtrat çerçevesinde inşa edip, itminanı sağlayan bir din olarak görmelerine şüphe düşürmektedir.
 
Bu tespitlerle, 2020 yılında tebliğ ve davetin gerekliliği ya da beyhudeliği arasındaki ilintiyi anlamaya çalışalım.

Copyright 2020 - İnşa Enstitüsü

netnet.com.tr