Anasayfa > Öteki Yazılar > Kapı Aralığından 6 > BABAMIN ÖLDÜĞÜ GÜN Kİ GİBİYDİ
BABAMIN ÖLDÜĞÜ GÜN Kİ GİBİYDİ
Biz ısrar etmiştik gelip bir ders yapsanız diye. Gerçi olacakları o zaman söylemişti, fakat ya biz anlamadık ya da anlamazlıktan geldik.
Her zamanki yerde ve zamanda yerimizi aldık ve o da zamanında geldi. Aslında salona girişinden, oturuşundan, bize bakışından, yüz ifadelerinden, ses tonundan geleceği kestirmemiz gerekiyordu fakat basiretimiz bağlandı.
"Ben size boşverin toplanmayalım dedim fakat ısrar ettiniz. Artık ok yaydan çıktı. Takdir ve tahmin edersiniz ki ben sizin beklediklerinizi değil, kendi hissettiklerimi konuşacağım. Bu konuşmayı nasıl değerlendireceğiniz sizin takdirinizde fakat bilin ki şu ana kadar yaptığımız en samimi ve etkili konuşma olacaktır inşallah.
Önceden siz buraya gelirken benden malumat almak arzusunu taşıyordunuz. Kendi nedeninizi nasıl tarif ediyordunuz bilmiyorum fakat aslı böyleydi. Ben de bunun farkında olmama rağmen sizlere malumat vermeye ve her seferinde farklı malzemeler aktarmaya gayret gösteriyordum.
Allah bilir bunu yaparken malumatın bir gün tasavvura dönüşeceği, bunun da amele, işe, projelere kaynaklık edeceği umudunu taşıyordum.
Kalpleri Allah bilir fakat sizlerin malumat elde etmek niyetlerinizi ve psikolojinizi tam kestiremediğimi, kestirebildiklerim çerçevesinde de müessir usuller geliştiremediğimi itiraf ediyorum.
Bu ifadeler kendimde bir şeyler vehmetmek, sizi suçlayıp, yargılamak mahiyetine sahip değil. Bilâkis hep birlikte halimizi analiz edip, sıkıntı ve zorluklarımızı aşabilmek için veri toplayabilmek babından.
Zira sadece kendi benlerimizin, hevalarımızın etkisi ve motivasyonu ile hareket edince; ne halin hakikatinden, ne sorunlar ve ihtiyaçlardan, ne de sahih ve tesirli şeyler yapabilmekle ilgili gerçek şeylere ulaşılamıyor.
Zira bu perspektiften bakınca; tespit, uyarı ve teklifler, genellikle kişiselleştirilip, bize karşı bir tarizmiş, saldırıymış gibi algılanıyor ve savunma, hatta saldırı durumuna geçiliyor.
Elbette bu hale sahip olan bir insanın; objektif, aklı selimle, basiretle, hikmetle bakıp, yaklaşması da mümkün olmuyor.
Sadece malumat elde etmek psikolojisi ile, hakikati bulmak için bilgiye ulaşmak ile anlamak, fehmetmek niyeti arasında dünya kadar fark var.
Sadece malumat elde etmek psikolojisini oluşturan birkaç neden olabilir.
Bunlardan bir tanesi; malumat edinmenin, aslında benimsediğimiz bir düzen içerisinde yaşarken, sosyo-kültürel düzeyde bir farklılık hissiyatından oluşan tatmin duygusunu okşayacak bir faaliyet olmasıdır.
Yani aslında mevcut hayat kendi halinde ve ritminde devam edecek, biz ona esastan bir müdahale ve katkıda bulunmayacağız fakat itirazlarımız olduğu görüntüsünü vereceğiz. Bunu nasıl ifade edeceğiz? İşte malumat talebi buradan geliyor. Yani bu muhalefeti ifade edecek malumatlar elde edince, aslında benimsediğimiz hayat biçimine itirazımız olduğunu halen ifade etmiş olacağız.
Bu bilgi tüketimidir. Tükenince, ısıtır, tekrar tüketiriz. Ya da malumat sağlayanların yeni bilgiler oluşturması veya eskileri soslayarak servis yapmaları gerekmektedir.
Bir diğer psikolojik unsur, kendimizi zımnen hayatın öznesi görmememizdir. Zira hayatın özneleri, hayatın inşası sürecine bizatihi dahil olurlar ve sorumluluk alırlar. Bunun somut göstergelerinden birisi de, bilgiyi, hayatı inşa etmenin zorunlu unsuru olması bilinci ile ve fıtratına uygun bir biçim ve usulle elde etmeye çalışmaktır.
Bu durumda bilgi, kapıdan çıkınca etkisini kaybetmeyen, anlamanın nesnesi, tüketilmeyen, tasavvur-davranış ve halle üretilen bir olgu olarak elde edilmeye çalışılır.
Bunun somut göstergesi de, burada aktarılan bilginin tasavvur-davranış ve hale dönüşmesi bilinci, niyeti ve süreci ile elde edilmeye çalışılması; bununla ilgili zihni, ruhi ve fiziki çabaların da olmasıdır. Aksi durumda, hale razı bireylerin tüketim nesnesi olmasının ötesine geçmeyecektir.
"Bu kadar insafsız olma, biz hakikati bulmak, yaşamak ve olmak nedeniyle buraya geliyoruz fakat bunun nasıl gerçekleşeceğini bilmiyoruz" itirazlarını işitiyor gibiyim.
Bunlar haklı itirazlar değil. Hakikat peşinde olmak; hakikate giden yolları, usulleri öğrenmek; bunun önünü tıkayan engelleri fark edip, ortadan kaldırmak; gerçekleşmesini mümkün kılacak nitelik ve kapasiteleri elde etmek; buna uygun bir akliyet ve perspektif sahibi olabilmeyi de; hakikat üzerinde yürüyebilmek sürecinin zorunlu bir parçası olarak görmeyi ve bunları gerçekleştirmek için mücadele etmeyi mecbur kılar.
Bunun sorumluluğu bizatihi herkesin kendi üzerindedir. Bu hususta onlara malumat sağlanmamış olması sorumluluklarını sakıt kılmaz ve bir kaçıştır.
Bu durum Allah'a, kendimize ve varlık nedeninin tahakkukuna karşı duruşumuzun samimiyeti ile ilgilidir.
Sadece malumat elde edip, sonrası ile ilgili bir niyet, bilinç ve gayretin olmaması, bu hususta alınmış bir zihni, ruhi, şahsiyet darbesinin sonucudur.
Kendini Allah'a teslimiyet perspektifinin mensubu gibi görüp, bu perspektiften hayatı okuyamamak; görebildikleri çerçevesinde dahi müessir müdahil olamamak; tüm ezilmişlik ve acziyeti, malumat tüketmenin faziletleri tabelası altında anlamlandırmaya çalışmak, eziklik halinin tezahürlerindendir.
Bilgi çekirdek değildir. Sana seyrettirilen filmleri temaşa ederken çitleyeceğin, kabuklarıyla da etrafı kirleteceğin eğlencelik değildir. Malumat aktaranlar da, bizleri eğlendiren "sanatçılar" değildir.
Allah, hakikati arayanları şüphesiz yollarına iletecektir. Onların ihtiyaçları olan usulleri bulmalarına da destek olacaktır. Yeter ki samimi istek, talep ve arayış olsun.
Bu konudaki itirazlarınızı ortaya koyarken düşünmenizi rica ediyorum. Bu itirazlar incinen nefse ilişkin mi? İsabetsiz ve merhametsiz tespitlere ilişkin mi? Umudu ve güveni olmayan bir acze ilişkin mi? Cevap sadece sizi ilgilendiriyor. Zira yaşadığınız hayatın mahiyetini ve sonrasının akibetini belirlemek gücüne sahipler."
Mırıldanmalar ve kısmi itirazlar oldu.
" Ben artık bu biçimde bir iletişim, ilişki ve işbirliği için gelmek istemediğimi ifade ettim fakat siz ısrar ettiniz. Meseleyi şu ana kadar ifade ettiklerim çerçevesinde ele almanızı tavsiye ediyorum. Benim haklı ya da haksız olmamın bir kıymet-i harbiyesi yok. Eğer içerisinden istifade edebildikleriniz varsa alın, yoksa boş verin. Ama meseleyi kişiselleştirip, benim size tarizim şeklinde almayın. Yoksa hiçbir yarar elde edilemez.
Biz bu dini varlığın hakikatine, kendi hakikatimize, hayatın hakikatine uygun anlayalım, bilelim, yasayalım diye tercih ettik.
Biz bu dini tatmine ulaşalım, kaostan kurtulalım, farkında olalım, huzurlu olalım diye tercih ettik.
Biz bu dini adaletten ayrılmayalım, adaletsizlere izin vermeyelim; aldanmayalım, aldatmayalım diye tercih ettik.
Biz bu dini boş işlerle, boş sözlerle iştigal etmeyelim; hakiki bir amacımız olsun ve uğrunda mücadele edelim de hüsrana uğramayalım diye tercih ettik.
Biz bu dini, hayatın, eşin, dostun, ilişkinin, tercihin, kararın hakikisine sahip olmak için tercih ettik.
Bana, nefsiyle, beniyle meşgul olmayı aşmışta, birbirine hakiki eş ve dost olanları gösterin.
Haksızlıkları, adaletsizlikleri, sahteleri fark edip, bunlara karşı müessir müdahale de bulunanları, bunlar yoksa öfkelenip, niyetlenenleri ve bunun için hazırlık yapanları gösterin.
Hakikatinden uzaklaşıp, dalgaların büyüsüyle, onlardan medet uman ve hakikate ulaştıracak gemiyle aralarına giren bu dalgalarda boğulmak üzere olan ve hatta boğulan gençlerimizi görüp, bu durumun kahrettiği ve bu kahrın motive edip, yerinde duramayanları gösterin.
Asla taallûk eden ve ortaya sadre şifa sonuçlar çıkartacak çalışmaların masalarına oturacağımız kaç kişi olduğumuzu söyleyin.
Nefislerine, zaaflarına dokununca yeri göğü inletmeyip, hakikate ilişkin bir sıkıntı görünce göz yaşlarına boğulanlarımızı gösterin.
Seferden geri kaldığı endişesiyle, bütün genişliğine rağmen dünyanın kendilerine dar geldiği ve evlere, şehirlere sığamayanlarımızı gösterin.
Çizilmiş rasyonel çerçevelerinin, imal edilmiş değerleri ile meseleyi ele alan bir rahatlıkla; fıtratın özgün çerçevesinden bakmayı gereksiz, bakanları lüzumsuz görmeyenleri gösterin.
Kendimizin, hangi zihni-ruhi-fiziki ve ilişkisel kapasite ve yeteneklerle; neleri sarf etmeye, feda etmeye hazır ve farkında olduğumuzu, bildiğimizi söyleyin.
Eğer tatmin hali tahakkuk etmişse bu kafa karışıklığını, umutsuzluğu, güvensizliği, motivasyonsuzluğu izah edin.
Eğer bunlara net ve sahih cevaplarımız yoksa bizim nerede yanıldığımıza cevap verin.
Ben kendim için faydayı ancak bu hâlleri muhasebe edip, tefekkür ederek, cevaplarımı oluşturmaya çalışarak elde etmeye çalışıyorum. Birbirimizle ilişkimizin bir fayda üretmesi de zannımca bu bağlam üzerinde olması durumunda gerçekleşebilir.
Aksi durumda birilerimiz malumat dinleyicisi, bazılarımız da okuyucu pozisyonundan öte geçemeyecek. Maalesef okuyucular da uvertür olmanın ötesine geçemeyeceklerdir."
Hayır mevzu burada kapanmadı, devam etti, detaylandı, daha acı bir hal aldı. Ancak benim ruhsal durumum şimdilik bu kadarını aktarmaya tahammül edebiliyor.
Fakat anladım ki acıtıcı bir yüzleşme bile halin hakikate dönmesi niyeti için başlangıç mesabesindedir.

Copyright 2020 - İnşa Enstitüsü

netnet.com.tr