Anasayfa > Öteki Yazılar > Kapı Aralığından 6 > BİR AMAZON MASALI
BİR AMAZON MASALI
Mecburi iskâna tâbi olduğumuz bu günlerde, "araf ıstırapları" çeken, belki de bu nedenle ağır, ağdalı, düşünerek anlamayı mecbur bırakan şeyleri okumaya tahammül edemeyenler için, okuması kolay bir masal yazmak istedim.
Amazon Yağmur Ormanlarının derinliklerinde, kendilerinden başka insan yüzü görmemiş yerlilerin yaşadığı bir köy varmış. Bu köy yaklaşık yüz elli yıldır buradaymış. Fakat yüz elli yıldır bu köyün üzerinde bir lanet varmış.
Her yıl baharın başlangıcında köyde bir hastalık baş gösterir, iki hafta içerisinde bütün köy halkı hastalanırmış. Daha sonraki on beş gün içerisinde köyün yarısı iyileşirmiş. Sonraki on beş gün içerisinde, hastalığı devam eden kişilerin de bir bölümünün hastalığı çok daha ağırlaşırmış. Ağır hastaların bir kısmı, takip eden iki hafta içerisinde ölürmüş.
Hastalığın baş göstermesinden sonraki üç ay; hastalık, cenaze merasimleri ve yas tutularak geçirilirmiş. Bu durum köy kurulduğundan beri devam etmekteymiş.
Köydekiler bu işin başlangıç zamanlarında neler yaptılar, bu sorun için çözüm aradılar mı? Pek hatırlayan yok. Ancak bu durumun köydeki hayatı büyük oranda belirleyip, şekillendirildiği bir vakıa.
Köyde üç büyücü, bunların konu üzerinde farklı yaklaşımları, bu yaklaşımlardan doğmuş yaşam biçimleri ve bunların taraftarı olan gruplar varmış.
Ortak payda, hastalık ve ölümlerin doğal, kaçınılamaz ve bu halin değiştirilemez olduğu inancıymış. Bu nedenle bütün farklılıklar bu sabiteler üzerinden geliştirilmiş.
Örneğin bir grup, hastalık başlangıcı ve ölümlerin arasındaki zamanda bir süre, kokulu bitkilerin yakılması ile tütsüleme ve gece ayinleri yapmaktalarmış.
Diğer bir grup ise yakaladıkları hayvanların bir bölümünü hastalık başlamadan, bir bölümünü ise hastalık süresince kurban ediyorlarmış.
Buna benzer daha başka ritüeller de yerine getiriliyormuş. Ayrıca bu konuyla ilgili olarak, değişik ot ve yapraklardan yapılmış kıyafetlerin giyilmesi de söz konusu imiş.
Bir büyücüye bağlı grup ta bu işin başlangıç tarihinden beri söylenmiş, yapılmış şeylerin ezberlenmesi ve nesilden nesile aktarılması üzerinde çalışıyorlarmış.
Tüm bu çalışmaların önemi, tercih edenlerin yaklaşım farklılıklarına göre hastalık ve ölümler karşısında tavır belirlemeleri, gruplaşmaları ve isim almalarıymış.
Fakat yıllardan birinde, annesi hastalıktan ölen bir genç çok üzüldü; bu yaklaşımların ve tavırların ne hastalığı ne de ölümleri engelleyemediğini fark etti ve araştırmaya başladı.
Bir sonraki yıl sevdiklerini bu hastalıktan kaybeden ve bundan çok etkilenen iki genç daha dahil olunca, üç gençten oluşan yeni bir grup çıktı ortaya. Bunlar önce kabilenin hastalık ve ölümler hususundaki yerleşik inanç ve yaklaşımlarının doğru ve etkili olmadığına kanaat getirdiler. Sonra da hastalığı oluşturan nedenlerin üzerinde düşünüp, araştırmaya başladılar.
İlk fark ettikleri şey, kışlık yiyecek tedariki için avlanmaya giden ve bütün köyün hastalandığı zaman köyde olmayan, daha sonra dönen gruptakilerin hastalığa yakalanmadıkları oldu.
Buradan, hastalığı oluşturan nedenin zaman ve mekanla ilgili olduğunu anladılar.
Daha sonra hastalığa yakalandıkları zaman vücutlarında oluşan kızartılı kabarcıklar ve bunların içinden çıkan kurtçukları düşününce, buna sebep olan dış sebeplerin ne olabileceği üzerinde araştırmaya başladılar.
Sonunda hastalığa, baharın başlangıcında göç eden bir çeşit meyve sineğinin sebep olduğunu ve köyün, bunların göç yolu üzerinde kurulduğunu keşfettiler.
Gençlerin çalışmaları ve keşifleri diğer gençlerin bir bölümünün dikkatini çekti. Kabilede bir dalgalanma oldu ve bu konuda yerleşik düşünce sahiplerinin bir kısmı da çok rahatsız oldular.
Neticede, kabile şefi, büyücüler ve kabilenin kudretli mensuplarından oluşan bir grup üç genci davet ettiler, bir toplantı düzenlediler ve gençleri ikna ve ikaz etmeye çalıştılar. Başarılı olamadılar zira üç gençle, diğerleri farklı açılardan bakıyorlardı.
Gençler, hiçbir etkili netice vermeyen ritüeller ve çabalar yerine köyün yerinin değiştirilmesinin doğru olacağını anlatmaya çalıştılar.
Diğerleri ise öncelikli öneme haiz olan şeyin, hastalık ve ölümlerden çok; bunların kabulü ile doğmuş olan yaşam ve ilişki biçimlerinin olduğunu; buna müdahale etmenin, hastalık ve ölümlerden daha çok karmaşa ve zarar oluşturacağını savunuyorlardı.
Kabile şefi, gençleri kulübesine davet edip, mahrem bir konuşma gerçekleştirdi. Özetle, savundukları düşüncelerin ilk defa kendilerini tarafından keşfedilip, savunulmadığını söyledi. Kendisini şef yapan nedenin bu olduğunu bildirdi. Kendisinin, yüz elli yıldır oluşan duruş ve bakış açısına karşı bir tavır oluşturmamanın daha isabetli olduğuna inandırıldığını anlattı. Büyücülerin de benzer bir süreç yaşadıklarını ilave etti ve akıllı olurlarsa nasıl bir şansa sahip olduklarını izah etti.
Gençler bu sözlerden etkilenmediler ve kendilerine yeni yerleşim yeri aradılar. Tek kriterleri hastalık yapan sineklerin geçiş yolu üzerinde olmaması değildi. Ayrıca, tarım yapabilecekleri, suya kolay ulaşabilecekleri, güvenli, estetik ve çevre ulaşımı rahat olan bir yer buldular.
Eşleri ve ailelerinden kalanlardan, kendilerine inananlarla birlikte köyden ayrılıp, kendilerine yeni bir kabile kurmaya başladılar. İlerleyen yıllarda, yeni yerlerinde, bu hastalığın ve bundan dolayı ölümlerin olmadığını; yeni köyde hayatın daha rahat olduğunu gören, eski köyden bazı insanlardan bu kabileye katılanlar oldu. Hatta eski köyde, özellikle gençler arasında, köyün yerinin değiştirilmesi hususunda talepler gelişmeye başladı.
Eski köyün yöneticileri bu gidişatı tehlikeli buldu ve yeni köye baskın düzenledi. Üç gençten birisi bu baskında öldürüldü. Bu genci, enva-ı çeşit çiçeğin açtığı bir tepeye gömdüler. Her bahar bu tepede çiçekler açınca, eski köydekiler de; bu hastalıktan ölmenin, mevcut inanç ve alışkanlıklarından daha gerçek ve önemli olduğunu anlamaya başladılar.
Eski köy yerinde kalmaya devam etti. Zira yüz elli yıllık kültürün ekmeğini yemeyi önemseyenlerle, bu kültürü hakikat yerine koyup, önemseyenler hep oldu.
Fakat tepede açan çiçeklerin sembolik anlamları da bunun kadar güçlü etkiler oluşturdu ve hastalık oluşturan sineklerin göç yolları üzerinde olmayan köyler kurmak cesareti gösteren bir çok insan daha ortaya çıktı.
 

Copyright 2020 - İnşa Enstitüsü

netnet.com.tr