Anasayfa > Öteki Yazılar > Kapı Aralığından 6 > DEDİ Kİ!
DEDİ Kİ !
 
"Sana halinden bir haber vereyim mi?"
 
"Olur" dedim.
 
 
Korkma,
 
Hakikatle,
Halinle,
Hatalarınla,
Anlayışınla,
Yaptıklarınla yüzleşmekten.
 
Yüzleşmek, öğrenmenin en etkili yöntemidir.
 
Sahip olduğun küçücük imkanları, standartları, şöhretleri, güvenli sandığın alanları kaybetmekten. 
 
Sorumluluk almaktan. 
 
Haksız fakat güçlü gördüklerinin hışmından.
 
 
Hakikatı aramıyorsun fakat öyle zannedip, öyle söylüyorsun.
 
Hevayı ilah edinmekle, nefsin itminanı arasında gidip, geliyorsun.
 
Gah nefse, gah Allah'a kulluk etmeye yaklaşıyorsun.
 
Eğer itminana ulaşsan, sadece Allah'a kulluk edeceksin ve korkuların bitecek. 
 
Bazen yoğun olarak özeleştiri yapıyorsun. Bazen de korku ve zaaflarına isimler bulup, gerekçeler yazıyorsun.
 
 
Gizli bir hayranlık duyuyorsun.
 
Hevasına kulluk edip te, somut bir hayat kurup, sürdürenlere. Zira onlar hakikatı indirgemişler fakat zihinleriyle, amelleri birbirinden kopuk değil. Bu nedenle hakikate dayanmayan bir hayatı yapılandırmakta sorun yaşamıyorlar.
 
Hakikat mertebesinden akletmek yerine, görebildiklerinden öğrenmeyi ve etkilenmeyi tercih ettiğin için bu haldesin.
 
Eğer hakikat mertebesinden akledebilmek için gayret etsen, sen de bir hayat tasavvuruna sahip olup, kendi hayatını inşa edebilmenin imkanını bulabileceksin.
 
 
Okuyorsun.
 
Fakat hayatın öznesi pozisyonundan değil, nesnesi olarak. Ötekilerin, sana yaptıklarını, bir gözlemci perspektifinden. 
 
Ne işe yarıyorsa.
 
 
Memnunsun.
 
Yaşadığın koşullardan. Onun için ciddi bir arayışın yok. Aksaklıklar ya da romantik fanteziler üzerinde yazıp, çizip, konuşuyorsun.
 
 
Tepki gösteriyorsun.
 
Ancak esasa ilişkin ve müessir sonuçlara yönelik değil. Rahatlamak nedenli. Zira teke inmemiş halin seni rahatsız ediyor. 
 
 
Kızıyorsun.
 
Hatırlatanlara, yüzleşmene vesile olanlara. Böyle yazıp, söylemesinler istiyorsun.
 
Ancak farkında olmasan da, iddia ettiğin kimlik seni, insanlara şahit kılıyor ve şahitliğin insanları hakikate yaklaştırmıyor.
 
 
“Vay başımıza gelene! İşte bu DİN GÜNÜDÜR.” diyecekler. Onlara: “Evet, işte bu yalan dediğiniz o gün; safların ayrılma günüdür” denecek. Ve bir ses “O zulmedenleri, yardakçılarını ve Allah’tan başka taptıkları şeyleri toplayın. Sürün ateşin yoluna. Tutun, yakalayın hepsini çünkü sorgudan kaçamayacaklar” diye yankılanacak.”(Saffat; 20-23).
 
Büyük, kaçınılmaz ve çaresiz bir yüzleşme.
 
 
"Meselenin ciddiyeti budur. Sadece bilmek yetmez, yaķînen inanmak ta lazım, henüz vakit varken. Yeter artık, oyalanma" dedi ve gitti. 
 
Hâlâ başım, ellerimin arasında. 

Copyright 2020 - İnşa Enstitüsü

netnet.com.tr