Anasayfa > Öteki Yazılar > Kapı Aralığından 6 > DİRİLMEK İÇİN ÜRETMEK BÜYÜK YÜZLEŞME / 3
DİRİLMEK İÇİN ÜRETMEK 
 
BÜYÜK YÜZLEŞME / 3
 
Üretmek bir fiil değil; bir sonuç, mahiyet veya niteliktir.
 
İnsanın kendisini değerli, güçlü, huzurlu hissetmesinin lazım şartı, olmazsa olmazı, temel parametrelerinden birisidir.
 
Üretmek; yapmanın, davranışın, eylemin, ilişkinin, oluşun, harcamanın, kullanmanın, sarf etmenin sonucunun mahiyetlerinden birisidir.
 
Yapılan bütün fiillerin sonucunda temel iki nitelik ortaya çıkar. Bunlardan birisi üretim, diğeri ise tüketim ya da israftır.
 
Genellikle sarf etmekle, tüketmek birbirine karıştırılmaktadır. Sarf etmek, bir fiil ya da süreçle ilgili kaynak kullanımını ifade eder. Tüketmek ise bu kaynağın isabetsiz ve başarısız kullanımı sonucunda israf edilmesini anlatır.
 
Benzer şekilde üretimle; imalat, yapılandırmak, iş yapmak, vb. süreçler karıştırılır. Bu süreçler, eylemi-fiili; üretmek ise bunun sonuçlarının niteliğini söyler. Eğer iş ve eylem; fItrata, amaca, hedefe, sınırlara, ilkelere, ölçülere, değerlere uygun; verimli, kaliteli, adaletli, bütüncül, sürdürülebilir olarak neticelenmişse, bu durumda üretilmiş demektir.
 
Pirinci yerlere saçınca tüketilmiş, israf edilmiş; iyi bir pilav yapınca üretilmiş olur. Her iki durumda da pirinç sarf edilmiştir.
 
Bir ilişki, tarafları desteklemişse, paylaşım sağlanmışsa, adaletli olarak sürdürülmüşse üretilmiş; bencilce, paylaşımsız, zulme neden olarak gerçekleşmişse, tüketilmiş, israf edilmiş olacaktır. 
 
Birlikte geçirilen birkaç saat, herkesin bir şeyler öğrendiği, öncesi ve sonrası arasında olumlu farkların oluştuğu, herkesin saygılı davrandığı biçimde sarf edilmişse, üretilmiş; insanların birbirlerinin hukuklarını çiğnediği, saygısızlık ettikleri ve boş şeylerin paylaşıldığı durumda tüketilmiş, israf edilmiştir.
 
Aynı mantıkla düşünülürse; hayatın bütünü, sevgi, ekonomik değerler, fikirler, duygular, sistemler, öğretiler, usuller ve benzeri her olgu, oluş ve ilişki; mahiyeti, kullanılış nedeni, sınırları, ilkeleri ve biçimlerine göre; ya üretilirler, ya da tüketilirler/israf edilirler.
 
Üretilen her şey; insanı, toplumu, kurumları, ilişkileri, süreçleri, sistemleri destekler, besler, inşa eder ve tatminini sağlar. Bu nedenle üreten her şey aynı zamanda inşa etmektedir.
 
İnşa olan her şey insan fıtratına uygun yapılmakta, sürdürülmekte ve yönetilmektedir.
 
Tüketen her iş, ilişki ve olgu da; insanı, toplumu, hayatı, kurumları, ilişkileri, süreçleri, sistemleri bozmakta, imha etmekte; kaynakları israf etmektedir.
 
Bu nedenle insan fıtratına uygun sonuçlar ve nitelikler ancak üretmekle gerçekleşir.
 
Üretmenin zorunlu koşulları; bütün iş, süreç ve ilişkilerin, insan fıtratına uygun çerçevede belirlenmiş amaçlar ve hedeflerin; aynı çerçevede belirlenmiş ilkeler, sınırlar, ölçüler, değerler, hukuk ve usullerle yani fıtri hükümlerle gerçekleştirilmesidir.
 
Bunun ismi ahsenü ameldir. Yani en doğru işlerin, en doğru biçimde gerçekleştirilmesidir.
 
Ahsenü amel, İslam inancına göre, hayatın varlık nedenidir.
 
Ahsenü amelin ilk koşulu fıtrat hükümlerini bilmektir. 
İkinci koşulsa; hayatı, günceli, sorunları, ihtiyaçları, hedefleri, bu hükümlerin oluşturduğu perspektiften okuyup, analiz edebilmektir. 
Bundan sonra aynı çerçevede plan, karar ve davranış gerçekleştirilmesi gelir. 
Bu bütünlükte karar, davranış ve ilişkiler geliştirilse, ahsenü amel gerçekleştirilmiş olur.
 
İtminan yani bütüncül tatminin zorunlu koşullarından bir tanesi ahsenü ameldir.
 
İnsanın kendisini, değerli, güçlü ve huzurlu hissetmesi, itminanın kapsamındadır.
 
Ahsenü amel bu nedenle hayatın amacı olarak belirlenmiştir. Sadece Allah'a kulluk ederek ve din olarak fıtratın hükümleri tercih edilerek tahakkuk eder.
 
Eğer hayatı üretim mahiyetinde yaşamaz ve nimetler tüketilir, israf edilirse, bu durumdan hüsran doğar.
 
Hüsran, insanın kendisini; mutsuz, güçsüz, başarısız, umutsuz, kompleksli, değersiz, ezilmiş, çaresiz, yenilmiş, kaybetmiş, bunalımlı, depresyonda; hayatını, anlamsız, boş ve kıymetsiz hissettiren durumdur. 
 
Ahsenü amel keyfiyetinde gerçekleşmeyen bütün karar ve davranışlar ve bunların oluşturup, yapılandırdığı her şey de; bireysel, sosyal ve toplumsal hüsran oluşturacaktır. Velev ki çok sahih, başarılı, parlak olarak tarif edilmiş ve inandırılmış olsun.
 
İnsanın kendisini değerli, güçlü ve huzurlu hissetmesinin lazım şartlarından birisi de;
İnanıp, amel-i salih işlemek, 
Hakkı ve sabrı tavsiye etmektir.
 
Bu şart; 
İnsanın, fıtratı çerçevesinde; 
Her dem inandığı ve uğrunda mücadele ettiği bir şeylerin olması;
Bu mücadelenin amacı, hedefleri ve hükümlerinin, fıtrat hükümleri ile belirlenip, gerçekleştirilmesi;
Buradan elde edilen bilgi, inanç, ufuk, tecrübe ve halle, insanlara hakikati tavsiye etmek;
Bu hal üzerinde iken, hakikatin ve inşanın ancak sabırla gerçekleşeceğini halle ve dille anlatabilmektir.
 
Bu süreç mahza üretimdir.
Hayatın anlamı ve amacıdır.
İnsanın kendisini güçlü, değerli ve huzurlu hissetmesinin, yani bütüncül tatminin zorunlu koşuludur.
 
Bu hale sahip olabilmek ve bu keyfiyette bir hayat yaşayabilmek için bir başka mecburiyet daha vardır. "İnsanın şükredici olması."
 
Şükredici olmak öncelikle, fıtratını bilmek ve bu çerçevede sahip olduğu kaynak ve imkanların farkında olmaktır. Sonra da bunları yerli yerince, miktarınca, usulünce, zamanında kullanabilmektir. Bu durum üretim sürecini ve keyfiyetini tarif eder.
 
Şeytanın ve ekolünün tek stratejisi de; "İnsanın şükredici olmamasını sağlamaktır." 
 
Bu durumda insan; yeryüzündeki hayatını, fıtratı çerçevesinde yaşayabilmesini engelleyip, saptırmayı varlık nedeni olarak belirlemiş olan düşman karşısında, hiçbir imkan ve donanımını kullanamadığı bir zayıflığa sahip olacaktır. 
 
İnsanın kendisini değerli, güçlü ve huzurlu hissetmemesinin temel nedenlerinden birisi de şükredici olmamaktır.
 
Fıtratın, özgürlüğün, üretmenin, şükretmenin, varlık nedenini gerçekleştirmenin ve itminana ulaşmanın bilgileri bu Kitaptadır. Bu kitap bu nedenle hidayet (rehberidir). Ancak fıtratına uygun bir anlamlandırma, fonksiyonlandırma ve usulle okunabildiği zaman! 
 
Ya da şükretmemenin ağababası tahakkuk eder ve en büyük imkan israf edilmiş olur.

Copyright 2020 - İnşa Enstitüsü

netnet.com.tr