Anasayfa > Öteki Yazılar > Kapı Aralığından 6 > KALDIĞIMIZ YERDEN DEVAM EDEBİLECEK MİYİZ?
KALDIĞIMIZ YERDEN DEVAM EDEBİLECEK MİYİZ?
Hiç şüphesiz bu sorunun kolay ve herkes için geçerli olacak bir cevabı yoktur. Farklı tezahürler ile birlikte, genel olarak kalınan yerden devam edilmeyecek denilebilir.
Belki de insanlık tarihinde ender görülen büyük bir kaos durumu yaşanmaktadır ve milyarlarca insan bu durumdan etkilenmektedir.
Kaos durumlarının doğasına göre; süreçte bütün unsurların kurulu düzenleri etkilenir, sonuçta yeni düzenler oluşur.
Herkes kendi özünde ve çevresinde gözlemliyordur; iki ay öncesinde yapabildiklerimizi aynen yapabiliyor muyuz? Hissedebildiklerimizi, hissedebiliyor muyuz? İstediklerimizi, isteyebiliyor muyuz?
Ben, kalem kaldırmadan onlarca sayfa yazabiliyorken artık birkaç satırın motivasyonunu günlerce bulamıyorum. Zira herşey kantarın üzerine konulmaya başladı. Hedeflerle, sebep-sonuç ilişkileriyle, Allah'la-kendimle-insanlarla ilişkilerimle, kafamdaki stratejilerle-metotlarla yüzleşip duruyorum.
İnsan teki olarak sadece ben mi bu haldeyim? Asla, küresel ölçekten, ülkedeki kurumlara; cemaatlerden, sivil toplum örgütlerine; tüccarlardan, akademisyenlere, neredeyse herkes bu durumda.
İnsanlığı bu hale düşüren, yeryüzündeki bütün virüslerin toplam ağırlığı gramlarla ifade ediliyormuş. Ancak mevzunun özgül ağırlığı milyarlarca insanın belini bükecek, kurumsal yapıyı yamyassı edecek mesabede.
Sürece illa bir isim koyacak olursak buna "Rablık meselesi" diyebiliriz.
Süreci farklı mertebelerden okursak;
Bu durumu, sureta planlayıp, kavgasını verenlerin kendi aralarında "rablık kavgası" yaptıkları söylenebilir.
Bunların da kalplerine tasarruf edebilenin mertebesinden bakılınca; O'nun Rablık sıfatının tecellilerini, Rablığına karşı işlenen cürümlerin karşılıklarını ve sadece O'nun Rablığını kabul edip, teslim olabilmek için açılan alanı, sağlanan fırsatı görmek mümkün olabilir.
Bizim mertebemizden bakılınca da iki sonuç görülmektedir.
Birincisi, bu sürecin sonucunda "Rablık kavgasında" galip gelen tarafın inovatif din aforizmalarına taraf olup, bunun "davet ve irşad" çalışmalarına dahil olarak fakat esas pozisyonlarını değiştirmeden devam edecekler olacaktır.
İkincisinde ise; Allah'ın, Alemlerin Rabbi olduğu hakikatini yakinen anlayıp ya da ahd-ü peyman tazeleyip, bu hakikate taraftar olabilmek için açtığı fırsat alanında yer alabilmek gayreti gösterenler olacaktır.
Zira doğrusunu Allah bilir fakat, bundan sonraki dönemde; iki sonucun müntesipleri arasında bir mücadele muhtemel görülmektedir.
Bu günlerin mehabetine uygun olarak; Allah'ı Rabb kabul edip, sadece Rabbe kulluk edebilmek fırsatından istifade edebilmek için irade beyanı gösterebilmenin üç şartı görülmektedir.
1. İstemek, işitmek, görmek, anlamak, inanmak, taraf olmak, icaplarını yerine getirebilmek için Rabbe samimi dua etmek.
2. Kitabı; indireni bilmek, nedenini anlamak, halin-sorunların-ihtiyaçların farkına varmak, hal ve duruş sahibi olmak, hedefler koyabilmek ve amelleri ahsen kıvamına getirebilmek maksat ve usulü ile okumak.
3. Müstamel akılların üstünden dantelleri kaldırmak.
Her nasıl yorumlarsak yorumlayalım, hiçbir şey eskisi gibi değil ve olmayacak gibi görülüyor. Bunlar gayr-i iradi imtihan günleridir. Nedenleri ve muhtemel sonuçlarının akledilmesi üzerinden irade beyanında bulunmak ve pozisyon almak iktiza eder.

Copyright 2020 - İnşa Enstitüsü

netnet.com.tr