Anasayfa > Öteki Yazılar > Kapı Aralığından 6 > KIRMIZI ÇEKİRGELERİ KOVALAYAN KIZIL DENİZ

KIRMIZI ÇEKİRGELERİ KOVALAYAN KIZIL DENİZ

Henüz on dokuz yaşındaydı ve ilaç içip, intihar etmişti. 

Bütün intiharlar beni çok derinden yaralar, sarsar, perişan eder. Allah'ın yarattığı o şerefli varlık; Allah'ına, O'na beslenecek umuda, O'nun merhametine rağmen nasıl umutsuzluğa düşer, çaresiz hisseder ve vazgeçer?

On dokuz yaşında, terütaze, bahar gibi bir kız; umutlarını kaybetmiş, anlamlarını ya bulamamış, ya da bulduklarını yitirmiş, çaresiz hissetmiş, boşluğa düşmüş ve vazgeçmiş.

Annesi, kızını bu halde görünce elindekileri fırlatıp, çığlık çığlığa koştu. Yere savrulanlar arasında, bugün başarı ile savunduğu doçentlik tezi de vardı. Tezin konusu " Ateizm ve deizmin muhafazakar ailelerin çocuklarına etkileri" idi.

Kırk yaşından sonra, eşiyle rekabete girip, kariyer yapmak için mücadele etmeye başlamıştı. Dokuz aylık ciddi bir çalışmanın sonucunda, nihayet bugün tezini kabul ettirmiş ve çalışması doçentlikle taçlanmıştı. 

Çalışma büyük övgüler almıştı. Dokuz ay süresince onlarca gençle konuşmuş, yüze yakın kitap okumuş ve binlerce sayfa doküman incelemişti.

Gençlerin haline üzülmüş, nedenleri ile ilgili fikirler geliştirmişti.

Birden, bütün okumaların, anlamaların, duyguların, inançların ve fikirlerin ruhsuz olduğu ortaya çıktı, nasıl mı?

Çünki karşısında cansız yatan on dokuz yaşındaki ciğerparesi, papatyasının başını kollarına alınca hissettikleri hakikiydi. 

-/-

Telefonda acele karakola gelmesi istenmişti. Apar topar gitti. Tek oğlu uyuşturucu satıcılığından göz altına alınmıştı.

Eli ayağı bir birine dolaştı. Ne yapacağını bilemedi, insiyakla milletvekili olan kardeşini aradı. Telefona danışmanı çıktı ve vekilinin şu anda genel kurulda konuşma yaptığını söyledi.

Milletvekili kardeş genel kurulda, gençlerin eğitimi hususunda gerçekleştirdikleri projeleri anlatıyordu. Kaç yeni üniversite açtıklarını, kaç yeni derslik ilave ettiklerini, eğitimde dijitalleşme için ne kadar para harcadıklarını rakamlarla izah ediyordu.

Hemen diğer kardeşini aradı, avukat olanı. Hem baro başkanlığı yapmıştı, hem de şu anda büyük bir vakıfın başkanı idi. Çevresi genişti, yapabileceği bir şeyler olabilirdi. 

Avukat ağabey fısıltı ile konuştu ve şu anda Aile Bakanına bir dosya vermek üzere makama gireceklerini söyledi. Yani müsait değildi. Dosya önemli idi. Üzerinde neredeyse bir yıldır çalışıyorlardı. Ekipte yedi profesör ve bir çok uzman vardı. "Türk-Müslüman Ailenin Bozuluş Nedenleri" üzerinde bir çalışma yapılmış ve raporlara havi dosya bugün Bakana sunulacaktı.

Son çare küçük biraderi aradı. Küçük birader sosyal medyada, günde beş altı tane, sert, radikal, sloganik mesaj yazan; kendi kurtulmuş pozisyonundan, tatmin içerisinde diğerlerini taşlayan birisi idi. Durumu anlattı. Küçük birader; "Ne yapabilirim ağabey, daha önce seni defalarca uyarmıştım" dedi. "Senin oğlan da burada" deyip, telefonu kapatırken, kırılan bir bardak sesi duyuldu.

Çaresiz baba bir yazardı ve gençliğin durumu üzerine en az altmış yazı yazmıştı. Yakine ulaşmak bu olsa gerek, ilk defa gerçek bir duygu ile desteklenmiş, gerçek bir farkındalığa sahip olduğunu fark etti.

-/-

Üç sene önce Antalya'da, Orman bakanlığının astığı dev pankartları görmüştüm.

Elle yakılanı, gözle söndüremezsiniz.
Birileri altına sprey boya ile ilave etmişti; "dille de"
Daha esprili birisi de; "hayalini gemleme" diye yazmıştı. 

Satıcı, tavsiye isteyen müşteriye, "dört maymun" biblolarını tavsiye ediyordu. "Ayol onlar üç maymun değil miydi?" Diye sordu müşteri. Abla son yıllarda dördüncü de eklendi; duymuyorum, görmüyorum, söylemiyorum, umursamıyorum.

Kan ter içerisinde fırladı yataktan. Korkunç bir kâbus görmüştü. Dalgalar halinde geliyorlardı üzerlerine. Önde devasa bir dalga ile kırmızı çekirgeler geliyordu. Arkasından, ülke yüksekliğinde dalgalarla kızıl bir deniz. Sanki önce çekirgelerin üzerine kapanacak, sonra da onlarla birlikte herkesi sürükleyip götürecek.

Korkuyla fırladı. "Bismillah, sabah niyetine" dedi ve kabalarını çimdikledi. Fakat bu, onu uyandırmadı. 

"Hep hak üzere olmaya çalış fakat hep haklı olduğunu ispat etmeye çalışma" diye bağırdı, mavi önlüklü bakkal efendi, vır vır eden müşteriye.

Az kalsın intihar eden, on dokuz yaşındaki kızın babasından bahsetmeyi unutuyorduk. O bir uluslararası ilişkiler profesörü idi. Kızın intihar ettiği saatlerde, üniversitede derste idi. Dersin konusu; "imparatorluk ufkumuzu daraltmaya kimsenin gücü yetmez" idi.


Copyright 2020 - İnşa Enstitüsü

netnet.com.tr