Anasayfa > Öteki Yazılar > Kapı Aralığından 6 > KÖYÜN YOLUNU KAPATAN TAŞ

KÖYÜN YOLUNU KAPATAN TAŞ

Devasa bir taş yerinden kopup, köyün yolunu kapatana kadar, köyde yaşayanlar başka yerlere gidip, görebilmek, istişare edip, işbirliği yapabilmek imkanına sahiptiler. Ancak taş yolu kesince bu imkan ortadan kalktı ve köyde yaşayanlar, köyün sınırlarında hapsoldular.

Köyde yaşayanlar bu duruma çok bozuldular ve öfkelendiler. Mırıldandılar, seslerini yükselttiler, bağırdılar. Daha sonra tepkilerini gösterebilecekleri yeni yöntemler geliştirdiler. Taşın önünde toplu nümayişler düzenleyip, sloganlar attılar. Konu buradan gelişti.

Nümayiş düzenleri ve sloganlar üzerindeki fikir ayrılıklarından dolayı farklı gruplar oluştu. Bunlar kendi düzen ve sloganlarını oluşturup, kendi mitinglerini düzenlemeye başladılar. Bu gruplar arasında çatışmalar da çıkmaya başladı.

Ayrıca üzerinde fikir mutabakatına varılan hususlarda her grup kendi ekolünce faaliyetlerini yürütmeye başladı. Tatlı bir rekabet oluştu. Bu gruplar kendi aralarında zaman zaman buluşup, çay içip, kahvaltı yaparak; "Ne yapmalıyız?" istişareleri yapmaktaydılar.

Artık köyde yeni bir hayat biçimi doğmaya başlamıştı. Fakat bu yeni hayat biçimi asla iki hususu içermiyordu.

Bunlardan bir tanesi, tavır ve faaliyetlerin hiçbirisinin, taşın yoldan çekilmesini gerçek anlamda hedeflememesiydi. Ancak, sanki niyet böyleymiş zannı ve söylemi hakimdi. Bunu teyid eden husus; bakış açısı, algı ve anlayış biçim ve derinlikleri ile tüm çaba ve önerilerin; taşın yoldan kaldırılmasına yönelik sahici ve müessir bir mahiyete sahip olmamasıydı.

İkinci husus ise köydeki fertlerin ve grupların, taşın yoldan kaldırılmasına ilişkin bir işbirliği niyeti taşımamasıydı. Her ne kadar bu keyfiyetin farkında olunmasa ve hatırlatanlara kızılsa da, durum böyleydi. Bu durumun temelde, taşın yoldan çekilmesi amacının yoksunluğundan doğduğu düşünülmekteydi. Çok farklı yansımaları oldu.

Gerçek bir ortak hedef üzerinde işbirliği geliştiremeyen köy sakinlerinin bundan sonraki ilişkisinin mahiyeti verimsiz rekabete dönüştü. Bu rekabet bir hayırda yarış çerçevesinde nitelenebilecek gibi nitelenemezdi. Hep birlikte, tarif edilmiş ve kabul edilmiş gerçek hedeflere sahip olmayınca; bu durumda daha çok bireylerin ve grupların benliklerine yönelik tezahürler göze çarpıyordu.

Bu daha çok "biz de varız, görün" mahiyetli tezahürler idi.

Mesela birçok grubun katılımıyla taşın önünde düzenlenen etkisiz eylemlerde bile her grubun, kendi alametleri ile arz-ı endam edip, ispat etmek çabaları göze çarpıyordu.

Ya da, es kaza birisi, mevcutlardan farklı olarak; taşın yoldan çekilmesine yönelik, müessir şeyler söylemeye cüret etse; öncelikle hep birlikte bu zatı söylediğine pişman etmek tavrı oluşturuluyor, (muhtemelen tek konsensüs ve işbirliği alanı) sonra da bu zatın söylediklerini, tüketim sürecinde kendi söylemlerine malzeme yapacak bir yaklaşım sergileniyordu.

Fakat zinhar bu öneriler, taşın yoldan çekilmesini mümkün kılabilecek bir ihtimal içerisinde değerlendirilmiyor ve işbirliği isteği izhar edilmiyordu. Bunun ana nedeni, söylediği gibi; aslen taşın yoldan çekilmesine ilişkin bir farkındalık ve niyetin olmamasıydı.

Yola düşen taş, sonrasının belirleyici sabit unsuru oldu. Artık pozisyonlar, ilişkiler, yaklaşımlar,değerler bu sabit unsur üzerinden belirleniyordu.

Taşın korumaya alınması, boyanması, güzelleştirilmesi, yeni anlamlar yüklenmesi ve bunlar çerçevesinde yeni aidiyetlerin oluşturulması örnek olarak verilebilir.

İşte köy ahalisi bu işlerle boğuşurken yeni bir şey daha oldu.

Çok şiddetli yağmurlar bu kere dağı yerinden oynattı ve dağın yarısı köyün yoluna düştü. Dağın yarısı, yolu kapatan taşı yerinden sürükledi ve uzağa attı. Bunun yerinde şimdi, öncekiyle mukayese edilmeyecek büyüklükte bir kitle var.

Bırakın köyden çıkmayı, umudunu bile ortadan kaldırmış gibi gözüküyor. Fakat gariptir ki, bir umut daha belirdi türünden yeni bir umuda da kaptırıyor, köy halkını.


Copyright 2020 - İnşa Enstitüsü

netnet.com.tr