Anasayfa > Öteki Yazılar > Kapı Aralığından 6 > KÜÇÜK, GEÇİCİ, KOPUK ANLAMLAR İMAL ETMEK
KÜÇÜK, GEÇİCİ, KOPUK ANLAMLAR İMAL ETMEK 
 
Bunu genellikle laik ve seküler hayat anlayışına sahip insanların çabalarında ve bunları izhar eden eserlerinde gözlemlemek mümkündür. Hayatlarını yapılandırıp, yaşamak sürecinde yola bütüncül bir hakikat tasavvuru ile çıkamamanın tezahürüdür.
 
"Muhafazakar" kimlikli insanların bütüncül anlam üretmek çabaları retorik düzeyde var gibi görülmekle birlikte, bilgi-hayat bütünlüğünde gözlenmekte zorlanılmaktadır.
 
Temelde ortaya, küçük, geçici ve kopuk anlamlar imal etmek çabaları çıkmaktadır, elbette farklı biçim ve tezahürlerle.
 
Bu konu;
 
Eğer fıtratına uygun bir derinlik, genişlik ve ciddiyetle ele alınıp, hakikatine ulaşılamazsa, kendini hangi kimlikle tarif ederlerse etsinler, insanlar bütüncül ve hakiki tatminlerine ulaşamayacaklardır.
 
Eğer esasından tartışmaya açılırsa, kendilerini hakikatin müdafii ve mücahidi diye tarif edenler dahil, insanların çoğunluğunun sergileyeceği red ve linç sürecinin de ortak paydası olacaktır.
 
Elbette bu mecraların konusu değil, hayatın hakikatini mesele edinenlerin en temel, öncelikli ve ciddiyetle çalışmaları gereken konu olmalıdır.
 
Zira küçük, geçici ve kopuk anlamlar üretmek çabaları, sureta farklı cephelerde görünseler bile tüm taraflar için aynı ontolojik nedenden kaynaklanmaktadır. 
 
"Dinlerini parça parça edip, elindeki ile övünmek."
 
Hayat anlayışlarını tevhid akidesi retoriği ile tarif edenlerin; kesintisiz ve koşulsuz bütüncüllüğü tasavvur edemeyip, yaşamın inşa süreçlerini bu çerçevede gerçekleştirememeleri; 
 
Tevhidin, açıklayıcı içeriğe sahip olmayan, edebî retorik düzeyinde ifadelendirilmesini; ancak hayatın varlık özelliklerine uygun bir mahiyeti, bütüncül olarak inşa edemeyen parçalardan oluşan doktriner tariflerin, din olarak kabul edilip, fiilen bunlarla bir hayat kurulmaya çalışılmasını ortaya çıkartmaktadır. 
 
İslam tarihini, bu perspektiften, analitik bir okumayla ele almak, konuyla ilgili pek çok veri sağlayacaktır.
 
Allah'ın Kitabı, Hz. Nebi'nin ve Resulün şahitliğinin, fıtri fonksiyonlarını, halihazırda bizim üzerimizde tahakkuk ettir(e)memesini bir başka gösterge sayabiliriz.
 
Bu mecrada tartışılması çokta hikmetli olmayan konuyla ilgili, bu mecradaki her teşebbüs bir "hişt" mesabesinde anlaşılmalıdır.
 
Zira insanların anlam arayışları ve anlamı, varoluş hakikatinin bütüncüllüğü içerisinde bulmaları; hayata ilişkin söylenebilecek bütün olumlu ve fıtri şeylerin tahakkukunun zorunlu şartıdır. Aksi durum hüsranı ifade eder.
 
Bunu başaramayanlar, küçük, parçalı ve kopuk anlam inşa etmenin; kültürel, sanatsal, politik, akademik çabalarının gizli veya açık takipçisi olabilmenin ötesine geçebilmek imkanı bulamayabilirler. Bu da en başta kendilerine ve sorumlu oldukları çevreye büyük haksızlık olacaktır. 
 

Copyright 2020 - İnşa Enstitüsü

netnet.com.tr