Anasayfa > Öteki Yazılar > Kapı Aralığından 6 > KURUCU VE İNŞAİ KAFA
KURUCU VE İNŞAİ KAFA
 
Müslüman olmak asla; karşıt, muarız, muhalif olmak değildir. Müslümanlık bir anti tez de değildir. 
 
Müslüman; Allah'ın yarattığı fıtrata uygun bir hayat anlayışına sahip olan ve sürekli olarak bu tür hayatı inşa eden bir tezdir.
 
Müslüman, karşıtlıklar üzerinden değil, şahitlik üzerinden tarif edilir ve tanınır. 
 
Bu nedenle davası; mülkiyet, güç, şöhret, beğenilmek, onanmak, kabul edilmekle ilgili değildir. 
 
Davası; sadece Allah'a kulluk, adam olmak, adaleti tesis ve fıtrat ekseninde bir hayatın inşası ve korunmasıdır.
 
Böyle olunca davası; bütün insanlık ve hayatın tümü için bir tez, öneri ve örneklik sunmaya matuftur.
 
Sorumluluğun ekseni bu olunca; Müslümanların düşünüş derinliği, davranış çerçevesi ve bütünlüğü, yaklaşım tutarlılığı, perspektifinin ve iletişiminin gücü ve kalitesi; hayatın tümüne ve insanlığa hitap edecek, tez ve örnek olacak niteliğe ve kapasiteye sahip olmak zorundadır. 
 
Bu hallerin tamamı Müslümanlara; kurucu ve inşai bir kafaya ve şahsiyete sahip olmayı zorunlu kılar.
 
Kurucu ve inşai kafa; fıtrat hükümleri çerçevesinde bir hayatı, bütünü ve parçalarıyla, sürekli "inşa edebilmeyi" bilmek ve yapabilmek özellik ve yeteneğine sahip olmayı tarif eder.
 
Bu hal, Müslümanım diyen herkesin, farklı mertebe ve alanlarda, sorumluluk alabilecek ve görevini yerine getirebilecek; zihin yapısına, bilgilere, inanca, niyete, ufka, sorumluluk ve bilince, yetenek ve becerilere sahip olmasını mecbur kılar.
 
Bu nedenle, bu husus, Müslümanım diyenlerin en öncelikli hedefleri ve faaliyetleri olmak zorundadır. 
 
Bunu ıskalamak, varlık nedenini gerçekleştirip, görevini yerine getirebilmek için yerini alıp, rolünü oynayabilecek özelliklere sahip olmamak anlamına gelecektir. Bu halde de; "neden bu durumdayız?" sorusu çok anlamlı ve samimi olmayacaktır. 
 
Gerçekleştirebilmenin lazım şartı ise; Allah'a karşı sorumluluk ve saygı içerisinde olmak; Allah'ı, hayatı, ahireti ciddiye almak; "kul adam" olabilmek liyakati kesbetmek, akletmek ve mücadele etmektir.
 
Mevcut niteliklerimiz, inancımız, perspektifimiz, yaklaşım biçimimiz, özelliklerimizin yapılandırıldığı hayat biçiminin, fıtrat hükümlerine nispeten kalitesi ortada.
 
Samimi ve tutarlı olmak lazım.
 
Eğer bu hayat kalitesi ve niteliğini kabul ediyor ve halden memnunsak, konuşup, eleştirememek lazım.
 
Yok eğer bu hususta, samimiyet ve ciddiyet içerisinde; "bu yaşam fıtrat çerçevesinde değil" deniliyorsa; bu yaşamın niteliğini, bizim karar ve davranışlarımızın belirlediğini hatırlamak gerekmektedir. 
 
Bizim karar ve davranışlarımız da, mevcut nitelik ve özelliklerimizin sonucunda oluşmaktadır. 
 
Basit bir kıyas mantığı ile; mevcut düşünüş niteliği, kalitesi, kapasitesi ve usulleri; duruş noktası, bakış açısı ve derinliği; yaklaşım ve iş yapmak biçimi ile yaşamaya devam edilirse, değişen bir şey olmayabilir veya büyük imtihanlara maruz kalabiliriz. 
 
Rad Suresi. 11 - İnsanı önünden ve ardından takip eden melekler vardır. Allah'ın emriyle onu korurlar. Şüphesiz ki, bir kavim kendi durumunu değiştirmedikçe Allah onların durumunu değiştirmez. Allah, bir kavme kötülük diledi mi, artık o geri çevrilemez. Onlar için Allah'tan başka hiçbir yardımcı da yoktur.
 
Mevcut anlama ve algılama düzeyinin dışında herhangi bir şeyle karşılaşınca, feryadı figan etmek tutumumuzu gözden geçirmeyi teklif ediyorum. 
 
Mevcut alışkanlık ve kapasitelerin ortaya çıkarttığı sonuçlar, yeterli değilse ve daha ötesine ihtiyaç hissediliyorsa, bu durumda; ihtiyacımızı karşılayacak uygun okumak, anlamak, yapabilmek usullerine, araçlarına, kapasitesine ve yaklaşımına ihtiyaç var demektir.
 
Bunun için yapılması gereken şey; kendi alışkanlıklarımızı değiştirmek, kapasitemizi arttırmak, yeni kaynaklara ve perspektife sahip olmak için gayret gösterip, mücadele etmeyi önemseyip, plânlamaktır. 
 
Eğer, kendi halimizi, kalite ve kapasitemizi yeterli ve mutlak olarak görüp; bütün teklifleri, kendi alışkanlıklarımız ve düzeyimize çekmek için çaba gösteriyorsak, bu durum; mevcut halin değişmemesinin sağlanması için çalışmak anlamına gelebilir.
 
Bu hususta, künhüne vakıf olup, efradına cami bir çalışma ve müzakere yapmak yerine; ya böyle bir sorun yokmuş duyarsızlığı içerisinde, umursamayanlar; ya da, bu hususu, spekülatif bir hamasetle, asıldan uzaklaşmak bağlamında ele alanlar; meselenin hayati önemi karşısında, az bir baha tercihine sahip olup, olmadıklarını gözden geçirmeleri gerekebilir.
 
Zira Allah'ın kutsal kıldığının dışında kutsal imal edip, dokunulmaz kılanlar; hatta kutsal kılmanın ne olduğunu bilmeden bile bunu yapanların, büyük bir sorumluluk altına girdiklerini düşünmeleri lazımdır. 
 
Allah'ın emrettiği varoluş gayesi çerçevesinde belirlenen amaç ve hedeflerin tahakkuku; bunların gerçekleşmesi için vaz ettiği kök usuller, sınırlar, ilkeler, ölçüler, değerler ve diğer kök hükümler dışında değişmeyecek bir şey yoktur.
 
Kök amaçların gerçekleşmesi için, durumlar karşısında, kök hükümler çerçevesinde usul ve aletler geliştirilir ve kullanılır. Durum ve şartlar değişip de, bu usul ve araçlar iş görmez duruma gelirse; yine sabit çerçeveden, yeni usul ve araçlar geliştirilir ve kullanılır. 
 
Sabit çerçeve dışında, insanların geliştirdiği araç ve usuller kutsal ve değişmez değildir. Bunların değişmemesi için mücadele etmek de, erdem ve dava değildir.

Copyright 2020 - İnşa Enstitüsü

netnet.com.tr