Anasayfa > Öteki Yazılar > Kapı Aralığından 6 > MECBURİ İSKAN GÜNLERİNDE TEFEKKÜR
MECBURİ İSKÂN GÜNLERİNDE TEFEKKÜR 
 
Hep merak etmişimdir, Hz. Peygamber ve arkadaşları bir mahallede, uzun süre mecburi iskana tabi tutulduklarında ne düşündüler, ne hissettiler, nasıl bir eğitim aldılar, bu günlerin, daha sonra ki süreçlerine etkisi neler oldu?
 
Çok farklı ve konforlu koşullarda, cüzi bir benzerlikle karşı karşıya kaldığımız bu günlerde, bu soruların bazıları için henüz net cevaplar bulamasakta, bazı hissedişlerin söz konusu olduğu muhakkak. 
 
İçinde bulunduğumuz koşullar, önceden bildiğimiz, hissettiğimiz, hedeflediğimiz bir çok şeyi anlamsız ve geçersiz kıldı.
 
İnsanların bazılarının; bu dönem sonunda, "hiç bir şey eskisi gibi olmayacak" demelerine ve bir çoğumuzun, bunun ne demek olduğunu anlamamıza rağmen; gerçekten bu süreç bitince ne olup, biteceğini, nasıl bir dünyaya uyanacağımızı bilmiyoruz.
 
Bu da mevcut ufuklarımızı kararttı. Yeni bir ufuk ihtiyacımız var ve bu durum çokta olumsuz sayılmaz.
 
Şeytanların zihinlerimize attığı düğümleri nasıl çözeceğiz de, zihnimiz ve ruhumuz özgür kalacak? Hakikati olduğu gibi görüp, taraftarı nasıl olacağız? Sorunsalları, çözmekte zorlandığımız temel meseleler olarak önümüzde duruyordu.
 
Bu süreçten önce de; özgürlük (ki bizim için sadece Allah'a kullukla gerçekleşir), özne olmak, itminana ulaşmak, hakikate taraf olmak gibi hususların; ya hiç gündemlerinde olmadığı ya da retorik/laf mesabesinin ötesine geçmediği insanlar için değişen birşey olmayabilir. Zira bulanlar, arayanlar ancak talep edenlerdir.
 
Fakat arayışı ve talebi olanlar için de fırsat günleri olabilir. Allah'ın birbirlerine savdırdığı fitne zümresi bu aşamada kendi derdine düşüp, mevzilerini kaybettiği ve illüzyonları, dönemsel olarak etki edemediği için; düğümsüz bir zihinle hakikate bakabilmek imkanı doğdu. Yeter ki bu ara fırsatı değerlendirelim ve "hiçbir şeyin aynı olmayacağı dönemde" yeni düğümler yemeyecek bir niyet, dirayet ve anlayış içerisinde olalım.
 
Şüphesiz Allah isterse, bu süreç geçecek ve herkesin yeni pozisyon alacağı bir Dünya kurulacak. Müslümanların bu dünyadaki yeri ve rolü üzerine çok net şeyler söyleyemeyesek de; Allah'tan ihsanıyla bize alan açmasını, hidayet ve yardım etmesini isteyerek; samimiyet babından, nasıl düşünelim? Nerede duralım? Nasıl yaklaşalım ve neler yapalım? sorularına cevap aramamız gerekiyor.
 
Elbette biliyorum bu mecraların, bu ciddiyette mevzuları, bırakın tartışmayı, yazmak için bile çok uygun olmadığını. 
 
Bana gelen itirazlardan da biliyorum. Bu mecrada yazılanları okumak isteyenlerin önemli bir kısmı çekirdek çitler gibi okunacak, zorlamayacak, üzerinde düşünmek gerektirmeyecek yazıları tercih ediyorlar.
 
Eğer yüzleşmek, hakikate ilişkin bir şeyler öğrenmek için çaba göstermek, üzerinde düşünmek, kelime dağarcığını ve bakış açısını geliştirmek gerekiyorsa, "ben yüzleşmek ve hakikat peşinde olmak istemiyorum" (tabii zımni olarak) diyen pek çok kardeşimiz var.
 
Bütün bunlara rağmen, Bu mecralar, neredeyse herkese bir şekilde dokunduğu için, sarf-ı nazarda edilemiyor ve "hişt" fonksiyonu görür, belki de dikkat çeker babından yazmaya devam ediyoruz.
 
Birgün daha uygun mecralarda ve usullerle de paylaşıp, işbirliği imkanı doğar inşallah umudunu diri tutmaya çalışıyoruz.
 
Birgün birbirlerimizin fikirlerini, ufuklarını yazılara malzeme etmek davranışının ötesine geçip; daha verimli ilişki ve işbirliklerine hazır niyetlere, yüreklere, zihinlere, ahlâklara, şahsiyetlere, ihtiyaçlara ve hedeflere sahip kılınırız diye dua etmeye devam ediyoruz.
 
Evde oturmak zorunda kaldığımız bu günlerde, yukarıdaki sorulara cevap aramak niyetli şeyler yazmayı, bu niyetle okuyup, tartışmayı öneriyorum. Dönemin hasılası bu olur inşallah. 
 
Tekraren, bulmak potansiyeli olanlar, arayıp, talep edenlerdir. Durumlarını tahkiki bir yakinle inşa etmemiş olanların arayışı durdurmamaları gerekmektedir. 

Copyright 2020 - İnşa Enstitüsü

netnet.com.tr