Anasayfa > Öteki Yazılar > Kapı Aralığından 6 > ODAK NOKTASI
ODAK NOKTASI 
 
"Bir şeyler yapmak" ile amel-i salih işlemek aynı şey değildir.
 
Amelin salih olması için yapılacak şeylerin doğru, iyi, sahih, bütüncül ve isabetli olması gerekmektedir.
 
Bunun için mevzu en dipten başlar. Yani yapılacak şeyin anlamı, amacı ve hedefinin; hayatın kök anlamını, varlık nedenini gerçekleştirmek için gerekli olan; çerçevesi belli, güncel veya müstakbel bir hedefi esas alıyor olması lazımdır. 
 
Daha sonra, yapılacak şeyle ilgili sınırların, ilkelerin, değerlerin, ölçülerin, kök ilişkilerin, temel hukukun yani tüm kurucu hükümlerin; Allah'ın insanı yarattığı fıtrata ve varlıkların, davranışların, oluşların, olguların, ilişkilerin doğasına uygun olması gerekmektedir.
 
Yani yapılacak şeye dair karar ve davranışların, fıtrat dini çerçevesinde gerçekleşmesi lazımdır.
 
Bunun mümkün olabilmesi için de "sadece Allah'a kulluk etmek zorunludur."
 
Bunları gerçekleştirebilmek için; hüküm, hikmet, din, kulluk, hamd, teslimiyet, hidayet, şükretmek vb. gibi hayatın kurucu kavramlarının hakikatini, hayattaki somut karşılıklarını ve fonksiyonlarını; bunların nasıl inşa edilip, gerçekleştirileceğini bilmek şarttır.
 
Bunlara yüklenen, fıtratı dışındaki anlam ve fonksiyonlar üzerinden gerçekleştiği zannedilen "kulluk fiileri", fıtri fonksiyonlarını tahakkuk ettiremeyecek ve amel-i salih oluşturmayacaktır.
 
Bu nedenle insanlar, kendilerine; Allah'ı razı etmek, kulluk eksenli davranış, fıtrat çerçevesinde bir hayatın inşası, adalet ve hakikat davasını amaç edinmişlerse, bunun odak noktası; "insanların sadece Allah'a kulluk etmeleridir."
 
Vasat ümmetin, alemlere üstün kılınmışlar karşısındaki üstünlükleri ancak bu sebeple gerçekleşebilir.
 
Sadece bu özelliklerinden dolayı ilk Müslüman olanlar, kurulu düzen karşısında tutunabildiler ve onlara rağmen fıtrat eksenli bir sistem kurabildiler.
 
Köleci bir düzene karşı kategorik itirazı olmayan; köle sahibi olup, köle alıp-satan Hz. Ebubekir, sadece Allah'a kulluk etmek kıvamını bulunca servetini köleleri azat etmek için harcadı.
 
Köleci düzende özgürlük mücadelesi vermeyen köleler, sadece Allah'a kulluk etmeye karar verince özgürlükleri için canlarını feda eder duruma geldiler.
 
Bütün insanların Allah tarafından yaratılmış olmaları ve yeryüzüne halife tayin edilmeleri, genel-geçer bir durumdur. Fakat Allah'a kul olmak herkesin sahip olduğu bir hal değildir. Özel bir mahiyettir, mertebedir, kıvamdır.
 
Fecr.27 - Ey itmi'nana ermiş nefs
Fecr.28 - Sen O'ndan razı, O da senden razı olarak Rabbine dön!
Fecr.29 - Gir kullarımın içine
Fecr.30 - Gir cennetime.
 
Sadece Allah'a kulluk etmek; bütüncül tatmine ulaşmayı, Allah'tan razı olmayı, Allah'ın senden razı olmasını, Rabbanilerden olmayı gerektirir.
 
Hakikat üzerinde olmaya ve kalmaya, amel-i salih işlemeye, hayatı inşa etmeye, adil olup, adaleti tahakkuk ettirmeye, fıtrat çerçevesinde yaşayıp, varlık nedenini gerçekleştirmeye ancak ve sadece Allah'a kulluk edenler imkan bulup, güç yetirebilirler. Yalnızca bu iddiaya sahip olmak ya da böyle vasıfla anılmayı talep etmek, tek başına bir işe yaramamaktadır.
 
Hak eksenli, hakikat çerçeveli bir arayışın veya sürecin odak noktası; yönetim, para, bilgi, teknoloji, ilişki veya diğer güç unsurlarını elde etmek; jeo-politik, teknolojik, finansal, demografik, askeri, kurumsal, diplomatik, akademik veya benzer üstünlüklere sahip olmak olamaz.
 
Zira hak eksenli, hakikat çerçeveli her süreç; insanın, oluşların, olguların, varlıkların ve ilişkilerin fıtratına; bundan doğan hakikat ve hukuklarına uygun karar ve davranışlarla gerçekleşebilir. Bunun gerçekleşebilmesi için de iki temel parametre zorunludur. Bunlardan birisi fıtrat hükümleri, diğeri ise sadece Allah'a kulluk eden insandır.
 
Sadece Allah'a kulluk etmek, Allah'ın gönderdiği fıtrat hükümlerini kabul etmek; okuma ve anlamlandırmalarını, karar ve davranışlarını bu hükümlerin çerçevesinde gerçekleştirmekle tahakkuk eder.
 
Fıtrat hükümleri zaten Allah tarafından gönderilmiştir. Bu nedenle bütün süreçlerin odak noktası; " sadece Allah'a kulluk eden " insanların ortaya çıkmaları olmalıdır.
 
Bu insanlar olmadan sahih bir dava, süreç, sistem, hayat; inşa edilemez, başlatılamaz, sürdürülemez.
 
Bu insanlar ortada yoksa; refik, dost, sadakat, liyakat, adamlık, samimiyet, sahicilik kavramlarından bahsedilemez.
 
Sahici, samimi ve stratejik niyetlerin ilk amacı ve hedefi, bu kıvamın inşası olmalıdır. Bu kıvamda inşa olmuş insan, daha sonra, sorunları çözecek, hayatı inşa edebilecek akliyeti, iradeyi, stratejiyi ve süreci ortaya koyabilecektir.
 
Ancak, sadece Allah'a kulluk eden insan; hayatın ve varlığın hakikatini anlayıp, inanabilecek, fıtrat hükümleri ile hayatı okuyup, inşa edebilecek bir nitelik ve formasyona sahip olabilir. Bu nedenle; sadece Allah'a kulluk edecek insanın inşası, yüksek strateji önceliğidir.
 
Bunu gerçekleştirebilmek; 
 
Zanni ve sathi tarifler, kavramsallaştırmalar ve anlamlandırmalarla olmaz.
"Bir şeyler yapmaya", amel-i salih demekle olmaz.
Özgür olmayı bilmeden ve olmadan olmaz.
Mugayir vasatların muntesipleri olup, muhalifmiş gibi konuşarak olmaz.
Haktan başka eksen, fıtrattan başka çerçeveden beslenerek olmaz.
Karışık, bulaşık, heterojen perspektif, süreç ve sistemlerle olmaz.
Halini bilmeden, halinle yüzleşmeden olmaz.
Korkarak, kaçarak, saklanarak, kızarak, öfkelenerek, suçlayarak, yargılayarak, eleştirerek olmaz.
Üretmeden olmaz.
Kendimizi, çevremizi ve Allah'ı aldatmaya çalışarak olmaz.
Aldatılmaya, manipülasyona açık olmakla olmaz.
Tembellikle, ucuzculukla ve mücadele etmeden olmaz.
Paylaşmadan olmaz.
 
Bu nedenle öncelikle, sadece Allah'a kulluk etmeye odaklanmak; bu odağın hiçbir biçimde, nedenle ve herhangi bir zamanda değişmemesine dikkat etmek lâzımdır.
 
Yüzünü, gözünü, gönlünü, kulağını, zihnini Allah'tan gelenlere odaklayıp; bundan kaydıracak her türlü müdahale, etki, ilişki ve unsura karşı dikkatli olmak gerekmektedir. 
 
Hâl saflaşıp, durum rafine oldukça; gördüklerimiz, bildiklerimiz, yaptıklarımız sahihleşip, etkili özneler haline gelinmeye başlanacaktır. Maalesef o zamana kadar ironik çelişkiler içerisinde, edilgen nesneler gibi yaşayıp; bu durumu, hakikatinden uzak tarifler imal ederek sindirmeye çalışmaktan başka çare bulunamayacaktır.
 
Bu nedenlerle her düşüncenin, çıkışın, çözümün, planın, çabanın öncelikli odak noktası; "sadece Allah'a kulluk eden insanlar olabilmek" olmalıdır.
 

Copyright 2020 - İnşa Enstitüsü

netnet.com.tr