Anasayfa > Öteki Yazılar > Kapı Aralığından 6 > ORDULAR NASIL DURDURULUR, İNSANLAR NASIL HAREKET GEÇİRİLİR?
ORDULAR NASIL DURDURULUR, İNSANLAR NASIL HAREKETE GEÇİRİLİR?
 
Rivayet odur ki, altmış ihtilalinin bir hafta ertelenmesine, gönderilen bir mektup sebep olmuş. Başka gelecek mi diye bir hafta bekledikten sonra, gelmeyince ihtilali yapmışlar. Benim de bu yazıyı yazmama, bir arkadaşın gönderdiği mail neden oldu. Neden on gündür yazmıyorsun? Diye soruyordu. Bu mail teşvik tabiatlı olduğu için benim, -acaba bir tane daha gelir mi?- diye bir hafta beklememe gerek kalmadı ve hiç iştahım olmamasına rağmen bir yazı yazdım.
 
Sessizliği, tepkisizliği ve hatta - ölü numarası yapmak - taktiğini, erdem stratejisi olarak görenlere bir gönderme yapmaya da niyetlenmedim değil. 
 
İyiliği emredip, kötülükten sakındırmanın önemli bir ahlak umdesi, sosyal değer olmadığı toplumlarda; bir taraftan değneksiz köyün riskleri ile karşı karşıya kalınırken; diğer yandan, toplumun inşasına katkıda bulunacak taleplerin gelişmesi, teşviklerin oluşması da eksik kalır.
 
Toplumsal ilişkilerde arz-talep dengesinin ne kadar asli bir etken olduğu bilinen bir gerçektir. Bu nedenle - ağlamayan çocuğa meme yoktur - denilmiştir. Talep-arzı getirir. Talebin niteliği de, arzın niteliğini belirler.
 
Talep geliştiremeyen ya da taleplerinin niteliğini kendileri belirlemeyen topluluklar, verilene razı olmak zorundadırlar. Bu durumda, arz-talebi belirleyecek ve yönlendirecektir.
 
Talep, toplumsal değişimin en güçlü motivatörü ve kaldıracıdır.
 
İnsan davranışı ile yaratılış arasındaki temel ilişki de, insanın talep geliştirmesidir.
 
Dua, insanın, Allah'tan talep etmesidir. Belki de en büyük imkanıdır.
 
Mahkemelerde adalet arayanlar öncelikle talep açmak zorundadırlar. 
 
Hakikatin peşinde ve hakikate taraf olmanın ilk şartı, istemek, talep etmektir. 
 
Talep etmek harekete geçirir.
 
Hayatın esasını oluşturan talep etmek fiilinin fonksiyonu ve önemi ortada iken, insanlar neden talep etmekten imtina ederler, suskunluğu tercih ederler?
 
Her ne kadar suskun, itirazsız ve talepsiz olmak, toplumsal ve kurumsal teşvik görse ve hatta uygun elverişlilik kriteri olarak kabul edilse de; insanların varoluştan gelen hukuklarını koruyabilmeleri, varlık nedenlerini gerçekleştirebilmeleri, adaleti tahakkuk ettirip, itminana ulaşabilmeleri için, fıtratlarına uygun talep geliştirmek mecburiyetleri vardır. 
 
Talep geliştirememek acizliği kadar, hak ve fıtrat sınırlarının dışında talep geliştirmek hadsizliği de, insan olmanın önündeki engellerdendir.
 
Hak üzere yaratılmış olan insanın; hakikat üzere yaşaması ve hakkına sahip çıkması, ancak kendi talebi ile gerçekleşir. Hukukunu muhafaza etmek için talep etmesini engelleyenlerden himmet beklemekse olsa olsa hamakattır. Hamakat sahiplerinden, sık sık; neden, onların ihtiyaçlarının görülüp, istemeden, giderilmediği, haklarının verilmediği hususunda serzenişler duyulur. Fakat romantik hamakat asla hakkını talep etmenin yerini tutmaz.
 
Farkında olmamak, korkaklık, inançsızlık, eziklik, şahsiyet sorunları, kompleksler, bilmemek ve yetenek sahibi olmamak gibi nedenler; insanların olması gerekenleri ya da hakkı olanları istemelerine engel olur.
 
Tersinden bakılırsa; bencillik ve nefsi ilah edinmekse; haksız ve hadsiz talepleri oluşturur.
 
Orduları durduran, insanları harekete geçiren şey; adaletli, hikmetli, nezaketli, kararlı ve cesaretli talep geliştirmek eylemidir.

Copyright 2021 - İnşa Enstitüsü

netnet.com.tr