Anasayfa > Öteki Yazılar > Kapı Aralığından 6 > ÖZGÜRLÜK FITRATTAN MIDIR? BÜYÜK YÜZLEŞME / 2
ÖZGÜRLÜK FITRATTAN MIDIR?
 
BÜYÜK YÜZLEŞME / 2
 
Özgür olmak, değerli hissetmenin, güçlü ve huzurlu olmanın ilk koşuludur.
 
Özgürlük, insanların bir engellemeyle, sınırlamayla, yönlendirmeyle karşılaşmadan; istediği, niyetlendiği, planladığı gibi ve kendisine özgü biçimde; düşünmesi, yapması, elde etmesi, terk etmesi, dahil olması, ayrılması, tercih etmesi, ilişki kurup, bozabilmesi, irade beyan etmesi, kaynaklarını ve imkanlarını kullanabilmesi, vb. şekillerde davranabilmesidir.
 
Bu tarife göre özgürlük insanın her istediğini, istediği biçimde, sınır olmaksızın yapabilmesi midir? Özgürlük, sınırsızlık mıdır?
 
Özgürlüğü sınırlar belirler.
 
İnsanı özgür kılan ana sınırlar, insanın fıtratının sınırlarıdır.
 
Allah'ın yaratılıştan belirlediği fiziksel, zihinsel, ruhsal, sosyal, ilişki-karar ve davranışlara ait sınırlar, aynı zamanda insanı özgür kılan sınırlardır.
 
Zira bu sınırlar, insanın yeryüzündeki varoluş nedenini gerçekleştirebilmesi için konulmuştur. Bunun dışındaki yükleri almaktan, riskleri yüklenmekten, israf etmekten korur.
 
İnsanın potansiyeli, fıtrat sınırlarından daha büyük imkanlara sahiptir. Ancak fıtrat sınırları, varoluş nedeni ile özdeş olduğundan, insan için yeterlidir.
 
İnsan nefsi, tabiatı icabı, imkanların potansiyeli genişliğinde istemek özelliğine sahiptir. Eğer heva ilah edinilir ve nefsin talepleri, fıtratla sınırlanamazsa; bu durumda özgürlüğü kaybetmenin kapıları açılır.
 
Bu sınırlar çerçevesinde kalmak, Allah'ın yaratılışta koyduğu hükümlere uymak yani Allah'a kulluk etmek demektir. 
 
İnsanı asıl özgür kılan, sadece Allah'a kulluk etmek ve yalnız O'ndan yardım istemektir.
 
İnsanları özgür kılan tek kulluk budur. Allah'tan başka herhangi bir şeye, kulluk fonksiyonlarından bir bölümü bile; bilerek-bilmeyerek, isteyerek-istemeyerek yapılsa, bunun asgari bedeli özgürlüğün kaybı ve köleleşmek olacaktır. 
 
Zira Allah'ın dışında kök sınır belirlemek için sahte anlamlar, ilkeler ve değerler üretenlerin hepsi mutlaka bir hesap ve beklentiye sahip olacaklardır. Bu da insanların düşünceleri, kararları, davranışları, ilişkileri ve kaynaklarını bu hesap doğrultusunda yönetmek niyet ve çabasını getirecektir. Bu durum da, o kişilerin özgürlüklerine müdahale anlamına gelir. 
 
Allah ise herşeyin sahibi, yaratıcısı, yöneticisi, herşeyden müstağni, ihtiyaçsız, herkesi rızıklandıran, rahmet ve ihsan sahibi, gücün tek sahibi; benzersiz ve zaaflardan ve noksanlardan müstağni olduğu için insanlara, haklar ve özgürlük belirleyen sınırlar ve hükümler koymaya tek yetkilidir.
 
Allah'ın koyduğu sınır ve hükümler, insanın hayatının, karar ve davranışlarının, ilişkilerinin anlamının, varoluş özelliklerine göre gerçekleşmesini; kimseye aldanmamayı, muhtaç olmamayı mümkün kıldığı için özgür bırakır.
 
Bu özgürlük kula ve hevaya kulluk etmemeyi; Allah'tan başkasından istememeyi, beklememeyi, ummamayı sağlar.
 
Bu durumda; korkular, kaygılar ve Allah'tan gayrısından muhtaçlık ortadan kalkar.
 
İnsanı tutsak edip; sahte umutlar, mecburiyet, çaresizlik, kaybetmek ya da yoksunluk hisleriyle kontrol altına alıp, köleleştiren unsurlar ve nedenler etkisini yitirirler.
 
İşte bu nedenle özgürlük; değerli, güçlü ve huzurlu olmanın lazım şartlarındandır.
 
Fıtrat sınırları içerisinde özgürlükleri belirleyen diğer bir unsur ise "şakiledir".Yani, herbir insanı, diğerlerinden farklı kılan, yaratılıştan gelen özellikler. Mizaç, zeka, farklı kapasiteler, vb. hususlar. 
 
Fıtrat sınırları içerisinde herkesin şakilesine göre davranmak, iş yapmak, tercih etmek ve ilişki kurmak özgürlüğü vardır. Bu durum yeryüzündeki farklı bütün fonksiyonların yerine getirilebilmesi, fıtri çeşitliliğin sağlanabilmesi için yaratılmış bir imkandır.
 
Şakilelerin farklılığı nedeniyle, neredeyse her insan farklı bir dünyaya sahiptir denilebilir.
 
Bizim perspektifimizden bakınca insan özgürlüğünü belirleyen üç temel unsur;
 
Sadece Allah'a kulluk etmek ve yalnızca O'ndan yardım istemek, 
Fıtrat sınırları içerisinde kalmak ve
Şakileye göre davranabilmek olarak ifade edilebilir.
 
Bundan sonrası yani; bütün hakların, hukuk- yönetim-eğitim-yaşamsal-toplumsal-ilişkisel, vb. sistemlerin ancak insanların temel özgürlükleri esas alınıp, belirlenmesi, tesis edilmesi, yönetilmesi ve korunması şeklinde gerçekleşmek zorundadır.
 
Bunun istisnası yoktur.
 
Yukarıdaki parametreleri esas alan bir özgürlük anlayışı;
 
Tüm arkadaşlık, dostluk, akrabalık, evlilik, komşuluk, ebeveynlik, yönetilen-yöneten, ast-üst, sosyal vb. ilişkilerde, oluşlarda, süreçlerde geçerli ve esas olmak zorundadır.
 
İnsan için sadece Rabbe kulluk etmek; O'ndan başkasını Rab olarak tanımamak ve Rablık fonksiyonlarının hiçbir tanesini onlardan kabul etmemek; hiçbir kimseye de rablık etmeye çalışmamak; bireysel ve toplumsal özgürlüğün esası ve teminatıdır. 
 
İslam'ın, kültürünü etkilediği toplumlarda, alenen rablık taslamak, yapmak, yaptığı ithamlarını kabul etmek mümkün değildir. Ancak bu durum, başka anlamlandırmalar adı altında, bazen de farkında olmadan, rablık yapmak gayretlerine engel olmaz. Bunu anlamanın, yapmamanın, engel olmanın çaresi, rablık fonksiyonlarının neler olduğunu ve güncel karşılıklarını bilmektir.
 
Rab sadece Allah'tır ve insan O'na kulluk ve itaat etmek zorundadır.
 
Bunun dışında geliştirilmiş herhangi bir mülahaza ile; rablık yapmak veya insanların rablık teşebbüslerini kabul etmek, özgürlüğü kaybetmek ve köleleşmek demektir.
 
İnsanın özgürleşip, öyle kalabilmesi için zorunlu koşullar olan; sadece Rabbe kulluk ve fıtratı bilip, sınırları içerisinde kalmak için gerekli olan bilgi, iman, güç, enerji, usul, umut, motivasyon ve temel şahitlikler ancak fıtratın ve özgürlüğün Kitab'ından öğrenilebilir. Kitabı bu neden, niyet ve usulle okumak gerekmektedir. 

Copyright 2020 - İnşa Enstitüsü

netnet.com.tr