Anasayfa > Öteki Yazılar > Kapı Aralığından 6 > YANLIŞ ÖZGÜVENİN BEDELİ AĞIR OLABİLİR
YANLIŞ ÖZGÜVENİN BEDELİ AĞIR OLABİLİR 
 
Eğer özgüven, Rabbe ve Rabbe kul oluşa güvenmeye dayanıyorsa, büyük imkanlar sağlayabilir.
 
Fakat daha farklı nedenlerle, varmış yanılgısına dair bir özgüven varsa, nihayetinde büyük bedeller ödetmeye neden olabilir.
 
Bu ikisi arasındaki farkı anlamak hayati bir öneme sahiptir.
 
Söz kısmını fazla uzatmadan, örnekler üzerinden anlamaya çalışmak daha yararlı olacaktır. 
 
Yazacaklarımın, bütün okuyanlar tarafından bütünüyle anlaşılması ve üzerinde düşünülmesi beklentisi içerisinde değilim.
 
Bu durum, benim anlaşılmayacak şeyler yazmak niyeti, iddiası ve çabası içerisinde olduğum anlamına gelmez.
 
Ayrıca okuyucunun kişiselleştirip, tepki göstermesini gerektirecek bir durum da değildir.
 
İnsanların şakilesi yani kişinin ayırt edici özelliklerine uygun olarak; insanların bir bölümünün, bilgi düzeyinden anlayıp, vaziyet etmesini mecbur kılan; diğerlerinin de, bunların ortaya koyacakları şahitlikler çerçevesinde dahil olacakları bir gerçeğe işaret etmektedir. 
 
Yazının biçimini eleştirmekten daha önemli olan, hassas bir anlama havi olması ihtimali üzerinden okunmasıdır.
 
Zira bu gerçek, hangi şakileye ve hale sahip olunursa olunsun, insanların tümünü ilzam edip, etkilemek gücüne sahiptir.
 
Bu nedenle herkes, haline uygun bir yaklaşımla, yanlış bir özgüven durumunu fark edip, kaçınmak zorundadır.
 
Kendisinde hiç şüphenin olmadığı ve korumasını Allah'ın yaptığı Kitabın açık hükümleri çerçevesinde, Hz.Resulun şahitliği ile; akledilerek, fehm edilerek, yaşanıp, sınanarak elde edilmemiş anlayış ve yaklaşım tercihleri ile oluşan özgüvene dikkat etmek lâzımdır.
 
Bilginin kaynaklarının; elde ediliş ve kullanış usulunün ortaya çıkarttığı sonuçlarının, Kitabın referanslığı ile sıhhatinin teyit edilemediği durumda; bilgi ile münasebetin getirdiği özgüvene dikkat etmek lâzımdır. 
 
Otorite olarak kabul edilip, kendisine uyulanların, Kitap hükmünce, "bizden oldukları" net olarak ispat oluncaya kadar, iltisak ve irtibatların sağladığı özgüvene dikkat etmek lâzımdır. 
 
Kabullerin, kaynakların, usullerin, vesilelerin ve niyetlerin doğruluğunu teyit ve hakikatı aramak yerine; teyitsiz referanslarla kurulmuş münasebetlerin müdafiliğinin oluşturduğu özgüvene dikkat etmek lâzımdır. 
 
Eğer sahihliğinin tespiti sadedinde ciddi çaba sarf edilmemişse; söylenen sözün, yazılan kitabın, yapılan işin oluşturduğu pozisyon, sağladığı şöhret-imkan ve fırsatların getirdiği özgüvene dikkat etmek lâzımdır. 
 
Güç kavramı ve "sahipleri" ile kurulan ilişkinin niyeti ve biçimi üzerinden oluşmuş özgüvene dikkat etmek lâzımdır. 
 
Yapılan faaliyetlerin; bir yönden, Kitabın perspektifinden bakılarak yapılması gerekli ve öncelikli işlerden olduğu; sonuçlarının da, aynı perspektif çerçevesinde, "bugün ki hedefleri" gerçekleştirdiği teyit edilmeden; amel-i salih işlendiğine dair oluşan özgüvene dikkat etmek lâzımdır. 
 
Zira insanın varlık nedeni sadece Allah'a kulluk etmektir.
 
Allah'a kulluk yükselinecek bir mertebedir.
 
Fecr suresi. 27 - Ey mutmain nefis,
Fecr Suresi. 28 - Sen O'ndan razı, O da senden razı olarak Rabbine dön!
Fecr suresi. 29 - Gir kullarım arasına.
 
İtminan, Allah'ın Kulları arasına girmenin ön şartlarından birisidir.
 
Şüphenin olduğu bir durumda itminan olmaz.
 
"Şüphesiz zan, hakikat namına hiçbir şey ifade etmez."
 
Şüphenin izalesi, hakikat peşinde olmak ve Furkan referansı ile muhasebe etmek ve gözden geçirmeyle mümkün olabilir. 
 
Ayrıca;
 
Mülkün Allah'ın olduğunu, 
Gücün sahibinin tümüyle Allah olduğunu, 
Şerefin de, Allah'ın yanında olduğunu unutmamak lazımdır. 
 
Hakikate ulaşmak süreçlerini yaşamak yerine; teyitsiz anlayışın ve davranışın müdafası ve bundan doğan özgüven, bedele duçar kılabilir.

Copyright 2020 - İnşa Enstitüsü

netnet.com.tr